
.
Bize Ne Oluyor Böyle? - Adem TANIŞMAN

Bize Ne Oluyor Böyle?
Yazar: Adem TANIŞMAN |
Tarih: 16 / 04 / 2026 |
Yazı Okunma: 106
Bize ne oluyor böyle?
Ne oldu da artık yalnız büyüklerimiz değil, çocuklarımız dahi öfkenin ve şiddetin eşiğinde yürür oldu? Ne oldu da masumiyetin yerini sertlik, merhametin yerini hiddet aldı?
Bir zamanlar çocuk, saflığın ve umudun temsilcisiydi. Bugün ise kimi zaman öfkenin, kontrolsüzlüğün ve yönsüzlüğün bir yansıması hâline gelmiş durumda. Bu değişimi yalnızca bireysel hatalara bağlamak mümkün değildir. Ortada daha derin, daha köklü bir kırılma vardır.
Kadınlarımız, “özgürlük” adı altında kendilerine sunulan bir anlayışın içinde, çoğu zaman farkında olmadan, asıl değerlerinden uzaklaşmaya başlamıştır. Oysa özgürlük, insanı değerlerinden koparan değil; onu daha da yücelten bir kavram olmalıdır. Haya, bir toplumun inceliğidir. İnceliğini kaybeden bir toplum ise zamanla kabalaşır, sertleşir ve kendi ruhunu yitirir.
Gençlerimize baktığımızda ise başka bir kopuşu görürüz. Ata, baba, büyük… Bir zamanlar bu kelimeler yalnızca birer unvan değil; aynı zamanda birer hürmet ifadesiydi. Bugün ise bu bağın zayıfladığı, hatta yer yer yok sayıldığı bir gerçeklik ile karşı karşıyayız. Saygının yerini itirazın, anlayışın yerini kırgınlığın aldığı bir nesil yetişmektedir. Oysa saygı, bir zorunluluk değil; bir medeniyet ölçüsüdür.
Eğitim yuvalarımızda da benzer bir dengesizlik hâkimdir. Öğrenci ile öğretmen arasındaki o kadim denge bozulmuştur. Öğretmen, yalnızca bilgi aktaran bir kişi değil; aynı zamanda bir rehber, bir terbiye edici, bir yol göstericidir. Bugün ise öğretmenin otoritesi zayıflatılmış, hakları daraltılmış, itibarı zedelenmiştir. Oysa öğretmenin değer görmediği bir toplumda, ilmin de değeri zamanla yok olur.
Bize ikinci anne baba olan öğretmenlerimizin, kendi sınıflarında dahi söz hakkı arar hâle gelmesi, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir durumdur. Çünkü eğitim yalnızca bilgiyle değil, aynı zamanda saygı ve edep ile var olur.
Yüzyıllara dayanan kültürümüz nasıl oldu da bu hâle geldi? Nasıl oldu da kökleri bu kadar derin olan bir medeniyet, kendi değerlerini geri plana iterek başka anlayışların gölgesinde yaşamaya başladı?
Bizim kültürümüz; yüz yıllık bir birikimin değil, bin yılların süzgecinden geçmiş bir hikmetin ürünüdür. Bu kültür, yalnızca belirli bir topluluğu değil, kendi içinde farklılıkları barındıran birçok halkı da yaşatmayı başarmış; adalet, ilim ve ahlak temelinde yükselmiş bir medeniyettir.
Bu medeniyetin temelinde hakikat vardır. Hakikati arayan, onu yaşayan ve yaşatan bir anlayış… Bu anlayış, yalnızca dünya hayatını değil, ahiret bilincini de merkeze alır. İnsan, yaptığı her davranışın bir karşılığı olduğunu bilir. Bu bilinç, onu ölçülü, dikkatli ve sorumlu bir hayat yaşamaya yönlendirir.
Bugün ise bu bilinç zayıflamış; yerini daha çok dünya merkezli bir bakış açısı almıştır. Herkesin omuzlarında ağır bir dünya telaşı, kalbinde bitmeyen bir rızık korkusu vardır. İnsanlar, daralan dünyaları içinde, nereye gideceğini bilmeden yaşamaktadır. Bu da onları hem ruhen hem de fikren daraltmaktadır.
Oysa bizim kültürümüz, insana önce dengeyi öğretir. Dünya ile ahiret arasında bir denge… Hak ile sorumluluk arasında bir denge… Özgürlük ile edep arasında bir denge…
Ataya saygı, örfe bağlılık, ilme verilen değer… Bunlar yalnızca geçmişin kalıntıları değil; bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan temel taşlardır. Bu taşlar yerinden oynadığında, yapı da sarsılmaya başlar.
Bugün yaşadığımız sıkıntıların büyük bir kısmı, başka medeniyetlerin yaşam biçimlerini sorgulamadan benimsememizden kaynaklanmaktadır. Burada asıl sorun, başka kültürleri tanımak ya da onlardan etkilenmek değildir. Sorun, kendi özümüzü yeterince tanımadan, onu korumadan, başkasına hayranlık duyarak taklit etmektir.
Bir toplum, başka bir toplumun yalnızca dış görünüşünü alıp iç yapısını anlamazsa, ortaya kimliksiz bir yapı çıkar. Ne tam olarak kendisi olabilir, ne de benimsediği gibi yaşayabilir. Bu da bireyde bir boşluk, toplumda ise bir çözülme meydana getirir.
Oysa bizim medeniyetimiz, kendi içinde yeterli bir derinliğe sahiptir. Başka bir düşünceye ihtiyaç duymayacak kadar güçlü bir akıl ve hikmet barındırır. Bu, başka kültürleri tamamen reddetmek anlamına gelmez; ancak kendi özünü merkeze alarak hareket etmeyi gerektirir.
Çünkü kökünden kopan bir ağaç, ne kadar yeşil görünürse görünsün, uzun süre ayakta kalamaz.
Bugün yapılması gereken şey, geçmişi aynen tekrar etmek değildir. Asıl yapılması gereken, geçmişin özünü anlamak ve onu bugünün şartlarına uygun şekilde yeniden hayata geçirmektir. Bu, bir geri dönüş değil; bir yeniden diriliştir.
Bir çizgide yürümek işte tam olarak budur. Savrulmadan, yönünü kaybetmeden, köklerinden kopmadan yürümek…
Ne tamamen geçmişte kalmak, ne de tamamen bugünün rüzgârına kapılmak…
İkisi arasında sağlam bir denge kurabilmek…
Çünkü bir millet, kendi çizgisini kaybettiği an, yalnızca yolunu değil, kimliğini de kaybeder.
Ve kimliğini kaybeden bir toplum için, en büyük tehlike dışarıdan gelenler değil, içeriden yaşanan çözülmedir.
Bu yüzden bugün her birimize düşen görev bellidir:
Önce kendimizi, sonra değerlerimizi yeniden tanımak…
Unutulanı hatırlamak, kaybolanı aramak,
En önemlisi, bu çizgide kararlı bir şekilde yürümek….
Çünkü bu çizgi, sadece bir yol değil, aynı zamanda bir varoluş meselesidir.
12:03
| Dehşet Verici Bir Hadise..! | ![]() |
| Murat AKKUŞ | |
| Ay Valla Ben De Okumuşum | ![]() |
| Akay AKTAŞ | |
| Köy Enstitüleri | ![]() |
| Yusuf YILDIRIM Em.İl.Trm.Mdr. | |
| Köy Enstitülerini Kim Kapattı? | ![]() |
| Zeki SARIHAN | |
| Bize Ne Oluyor Böyle? | ![]() |
| Adem TANIŞMAN | |
| Kıbrıs’ta neler oluyor? | ![]() |
| Ayhan ONGUN | |
| Ax zemano Bê Zımano! | ![]() |
| Mehmet AVCI | |
| Zikir Mucizesi | ![]() |
| Fatma Çetin KABADAYI | |
| Newroz'u olmazsa da Double W'yi özgürleştiren haberimiz.. | ![]() |
| Fakir YILMAZ | |
| Halepçe de elma kokusu var | ![]() |
| Ziya Yıldırım GÜNTEKİN | |
| Deprem bölgesinde matrah artışı ve vergi artırımı geldi | ![]() |
| Abdulhadi AKMUGAN YMM.Bağımsız Denetçi |
|
| Topçu Bebel Garcia'nın Franko faşizmini mundar ettiği eylem | ![]() |
| Daşkacı Ewdo | |
| 10 Ekim 2015 Ankara Garı! Affetmeyeceğiz, Unutmayacağız! | ![]() |
| Hasan ÇATAK | |
| NARİN | ![]() |
| Av. Resul Barış Mızrak | |
Iğdır Belediyesi
Iğdır İl Emniyet Müdürlüğü
Iğdır İl Tarım Müdürlüğü
Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü
Iğdır İl Milli Eğitim
Iğdır İl Sağlık Müdürlüğü
Iğdır İl Özel İdare
Iğdır Gençlik ve Spor
Iğdır Havalimanı
Iğdır SGK
Iğdır TSO
Iğdır Barosu
Aralık Belediyesi
Karakoyunlu Belediyesi
Tuzluca Belediyesi
Halfeli Belediyesi
Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi