AK Parti İl Başkanı Ali Kemal Ayaz, Basınla Bir Araya Geldi AK Parti Iğdır İl Başkanı Ali Kemal Ayaz, basın mensuplarıyla kahvaltıda buluştu AK Parti Iğdır İ...           • Geleceğin Diş Hekimleri Beyaz Önlüklerini Giydi (video) Iğdır Üniversitesi'nde Geleceğin Diş Hekimleri Beyaz Önlüklerini Giydi Iğdır Ü...           • İHD'den 24 Nisan Açıklaması: 'Tanı, Af Dile, Tazmin Et' Iğdır İHD, “24 Nisan Ermeni Soykırımı” açıklamasında, inkârın suçu...           • Îdir’de Taş Ocağı Yaşamı Zehirliyor! Muçê köyünde HAKRA firmasına ait taş ocağı için "kapasite artışı" ad...           • DEM Partili İl Genel Meclis Üyesi Ahmet Özdemir AK Parti’ye geçti Iğdır’da siyasi arenada dikkat çeken bir gelişme yaşandı. DEM Parti’den Aralık ...           • Îdir’de GES: 1 Milyon 400 Bin Metrekareyi Etkiliyor Îdir’de 490 milyon TL bütçeli ve 1 milyon 400 bin metrekare üzerinde ...           • Güvenli Kentlerin Anahtarı: Kentsel Dönüşüm ve Zemin Gerçeği Türkiye, dünyanın en aktif sismik kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem hattı &uum...           • 76 Iğdır Kadın Futbol Takımı yeni sezonda 3. Lig’de mücadele edecek 76 Iğdır Kadın Futbol Takımı Yeni Sezonda 3. Lig’de Mücadele Edecek Iğdır temsilcisi y...           • Minik Rektörlerinden Unutulmaz Kartal Dansı! (video) Iğdır Üniversitesinin Minik Rektörlerinden Unutulmaz İcraat: Kartal Dansı! 23 Nisan U...           • Iğdır CHP’den 23 Nisan’da “Çocuklar İçin Gelecek” Mesajı (video) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı kutlamaları akabinde...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Son Videolar

Diş Hekimleri Önlükleri Giydi
18 İzlenme, 0 Yorum

CHP’den 23 Nisan Manifestosu
34 İzlenme, 0 Yorum

Miniklerden Kartal Dansı!
45 İzlenme, 0 Yorum

Filiz Öğretmenden Tespitler!
88 İzlenme, 0 Yorum

Sınıf öğretmeni isyan etti!
101 İzlenme, 0 Yorum

Eğitimde şiddete tepki
93 İzlenme, 0 Yorum

Sorumsuzluktan Facia Yaşandı!
92 İzlenme, 0 Yorum

Dolandırıcılıkla mücadele!
95 İzlenme, 0 Yorum

DAİB'li Atalar Iğdırda Konuştu
143 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da GES İstemiyoruz!
152 İzlenme, 0 Yorum

M. Emin Çam İçin Acil Çağrı
112 İzlenme, 0 Yorum

Halepçe Soykırımı Tanınmalı
149 İzlenme, 0 Yorum

Halepçe Kara Günün Adıdır
126 İzlenme, 0 Yorum
Facebook

İstatistikler
Toplam: 3856303
Aktif: 37
Bugün: 1793
Dün: 2070
Reklam Alanı

.

Mehmet Kum’un Yeni Çıkacak Olan Romanından Bir Pasaj

Oruç Çıkrıkçı, önünde boya sandığı karaağacın altında bankın üzerine oturmuştu.

Çe’yi görünce “Boyacı,” diye bağırdı. “Efendim ayakkabınızı boyayayım mı? Beğenmezseniz

para vermeyin” Çe, Oruç Çıkrıkçı’yı bisikletiyle işe gidip gelirken görüyordu. Ayakkabı

boyarken görünce şaşırmıştı

Gelip tabureye oturdu. “Boya bakalım,” dedi. “Siz memur değil misiniz? Yoksa sizi

başka biriyle mi karıştırdım?” dedi Çe.

“Evet efendim ben müstahdemim.”

Tahtaları kesip derme çatma bir boya sandığı yapmıştı. Hafta sonları elinde taburesi,

sırtında boya sandığı kahvehane önlerinde, sokaklarda ayakkabı boyardı. Oruç Çıkrıkçı;

kısa boylu, tombul, apak suratlıydı. Yuvarlak yüzüne oturan eğri burnu Oruç Çıkrıkçı’ya

sempatik bir imaj veriyordu.

“Kaç liraya boyuyorsunuz?”

“Efendim ne verirseniz? Bereket derim.”

“Maaş yetmiyor mu?”

“Efendim yetmiyor.”

“Senin durumunda olan bir sürü insan var. Onlar nasıl geçiniyor.”

“Efendim söylemesi ayıptır. Karım başımın etini yedi, durdu.’Herkesin evi, arabası

var. Bizim bir evimiz bile yok.’ Efendim bu maaşla ev alamayız dedim. ‘Bak seninle

beraber çalışan arkadaşın ev aldı’ dedi. Onun ek gelirleri var. Tarlası var, bağı bahçesi var

babadan kalma dedim. ‘Ya Mustafa,’ dedi, ‘Onun hem evi hem arabası var.’ Efendim o

rüşvet alıyor dedim ‘Sen de rüşvet al, ondan eksiğin ne’ dedi. Efendim ben sıradan bir

odacıyım.Evrak götürür getirim, etrafı temizlerim. Bana niye rüşvet versinler dedim.

Anlamam hırsızlık mı yapıyorsun rüşvet mi alıyorsun ev alacaksın diye diretti. Bende yüz

yirmi ay taksitle ev aldım. Maaşım yetmeyince ayakkabı boyamaya başladım. Yüz dokuz

taksitim kaldı. Çok şükür.”

Başını kaldırıp bir an soluklanıp içini çekti.

“Efendim ayağınızı değiştirir misiniz?”

“Hemen değişeyim.”

“Efendim size bir şiir okuyayım mı?”

“Yaa, ezbere mi okuyorsunuz?”

“Evet efendim.”

“Kendi şiirleriniz mi?”

“Yok efendim, ben kim şiir yazmak kim; ama hangi şairden isteseniz şiir okurum.”

“Ezbere mi?”

“Evet efendim.”

“Harikasın”

“Nazım Hikmet’ten bir şiir okuyayım mı?”

“Tabii ki”

“Mavi liman şiirini okuyayım mı?”

“Oku bakalım”

Anadolu’nun ücra bir kasabasında Nazım Hikmet’in şiirini ezbere okuyan bir

ayakkabı boyacısıyla karşılaşmasına çok şaşırmıştı. Ezberimde bir tane bile şiir yok, yuh

olsun bana diye içinden geçirdi.

“Peki, Nazım Hikmet kim biliyor musun?”

Ayakkabıları boyamayı bıraktı. Başını kaldırıp Çe’ye baktı.

“Efendim Komünistmiş.”

“Peki benim evi biliyor musunuz?”

“Evet efendim.”

“ Hafta sonları bizim oradan geçerken gelip ayakkabımı boyar mısın?”

“Tabii ki efendim”

“Ama her seferinde bir de şiir okuyacaksın”

“Tamam efendim. Bu defa da Cemal Süreya’dan okurum.”

“Tamam, anlaştık.”

Çe yanından ayrıldıktan sonra, Oruç Çıkrıkçı bir endişeye kapıldı. Kasabada Çe’nin gizli bir

görev için burada olduğu söylentisi geldi aklına. Boya takımını bırakarak Çe’nin peşinden

koşturdu. Aklına kötü şeyler gelmişti. “Efendim, efendim,” diye bağırarak koşup yetişti.

Biraz soluklandı. “Efendim ben komünist değilim. Sadece Nazım Hikmet’in şiirlerini

okumuyorum. Birçok şairin şiirini okuyorum. İstemezseniz onun şiirlerini bir daha okumam.”

Çe tebessüm ettim.

“Bence okumanda bir sakınca yok. Çok da güzel okudun.”

“Size söz veriyorum efendim o komünistin şiirlerini bir daha okumayacağım.” Çe,

Oruç Çıkrıkçı’nın boynuna sarıldı.

“Pekiii, komünist ne demek biliyor musun?”

Bir an düşündü, Başını kaldırıp gökyüzüne baktı.

“Efendim, şey demek, şey.."

"Ne demek"

" Allahsız demek"

"Başka"

"Dinsiz demek"

" Baska"

" Kitapsız demek, namussuz demek”

Çe gülümsedi,

Oruç bak seni çağırıyorlar. Galiba ayakkabı boyatacaklar.”

“Efendim ben komünist değilim.” dedi, Çe’nin yanından ayrılırken de “Ben komünist

değilim,” diye sayıklıyordu.

Akşam vakti, Çe tavukları, hindileri, kazı Hafiye’yi kümese katmış, kümesin kapağını

kapamıştı. Güneşin batışıyla birlikte cırcır böceklerinin senfonisi başlamıştı. Huşu içinde

onları dinliyordu. Evin yan tarafından geçen arkta da kurbağalar vıraklıyordu. Bir ses duydu.

Kapıdan geliyordu. “Efendim efendim” diye bağırıyordu. Bu galiba Oruç Çırakçı diye

içinden geçirdi. Dışarıya çıkınca kapının önünde bisikletinin üstünde Oruç Çırakçı’yı gördü.

“Hayırdır,” dedi.

“Efendim çok özür dilerim. Sizi de rahatsız ediyorum. Vallahi billahi, on iki imama

ant olsun, ben komünist değilim.”

Çe, gülümsedi. “Biliyorum,” dedi.

Efendim, isterseniz Bağrıyanık’a sorun. O beni bilir.  Ben taş  medreseliyim. Bağrıyanık ile birlikte  mapusta yattık.Biz gençliğimizde komünist diye

Bağrıyanık’ı çok dövdük. Zaten ondan başka komünist de yok, bizim buralarda”

“Biliyorum, komünist olmadığını”

“Kim dedi, efendim.”

“Kimse demedi. Sen dedin ya.”

“Efendim gidebilir miyim?”

Tabii ki gidebilirsin”

Oruç Çıkrıkçı, bisikletini evine doğru çevirdi, ışığını açıp, pedalı çevirirken “İyi

akşamlar efendim,” dedi.

Gece Oruç Çıkrıkçı’nın gözüne bir türlü uyku girmedi. Yatakta döndü durdu. Bir ara

uykuya daldı. Rüyasında polisler gelip Oruç Çıkrıkçı’nın bileğine kelepçe takıp

götürüyorlardı. “Efendim ben komünist değilim,” diye bağırarak uyandı. Ter kan içinde

kalmıştı. “Çok şükür rüyaymış diye” içinden geçirdi. Beni hapse atarlarsa ne yaparım. Bir

sürü borcum var. Çoluk çocuğum ne yapar, ne eder. Sabaha kadar yatakta debelenip durdu.

Bir türlü uyuyamadı.

Hafize, Çe’ye kahvaltı hazırlıyordu. Bahçede sesler duyunca dışarıya çıktı. Oruç

Çıkrıkçı evin avlusundaydı. Koltuğunun altında bir tomar evrakla. Yanında da Bağrıyanık

vardı. “Efendim Çe evde mi?”

“Evde” dedi Hafize. Çe kitap okuduğu odanın penceresinden görmüştü. Dışarıya

çıktı. “Bu ne sürpriz,” dedi. “Hadi gelin beraber kahvaltı yapalım”

“Efendim rahatsız etmeyelim. Şey diyecektim.”

“Söyle bakalım. Ne diyecektin.”

“Şey, ben komünist değilim Bağrıyanık’ da şahidimdir.”

“Oruç Çıkrıçı kızıyorum ama. Yeter artık anladım. Sen komünist değilsin. Beni

yordun ya. Bana ne!”

Oruç Çıkrıkçı, boynunu önüne eğdi. “Çok özür dilerim efendim.”

Bağrıyanık gülümsedi. “Evet şahidim. Aynı mahalledeniz. Beni az dövmedi bu

faşistler.”

Çe Oruç Çıkrıkçı’nın süt dökmüş kedi gibi büzülmesini görünce, gülmemek için

kendini zor tuttu. Tüm kızgınlığı geçti bir anda. “Tamam anladım. Sen komünist değilsin.

Bağrıyanık’da şahitse inandım. Zaten herkes komünist olamaz.”

“Efendim o zaman size bir şiir okuyup gideyim.”

“Peki, ama Cahit Sıtkı Tarancı’dan Abbas şiirini isterim.”

“Efendim ‘Memleket İsterim’ şiirini okusam olur mu? Onu ezbere bilmiyorum.”

“Olur”

Oruç Çıkrıkçı şiir okuyup çıkıp gitti, koltuğunun altındaki evraklarla.

Bağrıyanık “Bana da müsaade,” dedi. “Kusura bakma seni de sabah sabah rahatsız

ettik. Sabahın köründe eve gelmiş, illa sen de geleceksin. Gelmesen evin önünde oturacağım.

Hiçbir yere gitmeyeceğim diye tutturdu. Bende mecburen gelmek zorunda kaldım.”

“Sorun değil. Gel birlikte kahvaltı yapalım.”

“Teşekkür ederim. Hanım da kahvaltı hazırlamış, sofrada beni bekliyor.”

Haber: Fırat Akkuş

 15:32

Haber tarihi: 25 / 01 / 2024
Haber Okunma: 445
Haber Yorumları: 0


Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google




Önceki: Iğdır Cezaevinde Mahkûm Yakınlarına Sosyal Tesis Açıldı
Sonraki: Hasan Daştan Emek Mahallesi Muhtar Adayı Oldu




Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)




Köşe Yazıları
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi