
.
Mehmet Kum’un Yeni Çıkacak Olan Romanından Bir Pasaj

Oruç Çıkrıkçı, önünde boya sandığı karaağacın altında bankın üzerine oturmuştu.
Çe’yi görünce “Boyacı,” diye bağırdı. “Efendim ayakkabınızı boyayayım mı? Beğenmezseniz
para vermeyin” Çe, Oruç Çıkrıkçı’yı bisikletiyle işe gidip gelirken görüyordu. Ayakkabı
boyarken görünce şaşırmıştı
Gelip tabureye oturdu. “Boya bakalım,” dedi. “Siz memur değil misiniz? Yoksa sizi
başka biriyle mi karıştırdım?” dedi Çe.
“Evet efendim ben müstahdemim.”
Tahtaları kesip derme çatma bir boya sandığı yapmıştı. Hafta sonları elinde taburesi,
sırtında boya sandığı kahvehane önlerinde, sokaklarda ayakkabı boyardı. Oruç Çıkrıkçı;
kısa boylu, tombul, apak suratlıydı. Yuvarlak yüzüne oturan eğri burnu Oruç Çıkrıkçı’ya
sempatik bir imaj veriyordu.
“Kaç liraya boyuyorsunuz?”
“Efendim ne verirseniz? Bereket derim.”
“Maaş yetmiyor mu?”
“Efendim yetmiyor.”
“Senin durumunda olan bir sürü insan var. Onlar nasıl geçiniyor.”
“Efendim söylemesi ayıptır. Karım başımın etini yedi, durdu.’Herkesin evi, arabası
var. Bizim bir evimiz bile yok.’ Efendim bu maaşla ev alamayız dedim. ‘Bak seninle
beraber çalışan arkadaşın ev aldı’ dedi. Onun ek gelirleri var. Tarlası var, bağı bahçesi var
babadan kalma dedim. ‘Ya Mustafa,’ dedi, ‘Onun hem evi hem arabası var.’ Efendim o
rüşvet alıyor dedim ‘Sen de rüşvet al, ondan eksiğin ne’ dedi. Efendim ben sıradan bir
odacıyım.Evrak götürür getirim, etrafı temizlerim. Bana niye rüşvet versinler dedim.
Anlamam hırsızlık mı yapıyorsun rüşvet mi alıyorsun ev alacaksın diye diretti. Bende yüz
yirmi ay taksitle ev aldım. Maaşım yetmeyince ayakkabı boyamaya başladım. Yüz dokuz
taksitim kaldı. Çok şükür.”
Başını kaldırıp bir an soluklanıp içini çekti.
“Efendim ayağınızı değiştirir misiniz?”
“Hemen değişeyim.”
“Efendim size bir şiir okuyayım mı?”
“Yaa, ezbere mi okuyorsunuz?”
“Evet efendim.”
“Kendi şiirleriniz mi?”
“Yok efendim, ben kim şiir yazmak kim; ama hangi şairden isteseniz şiir okurum.”
“Ezbere mi?”
“Evet efendim.”
“Harikasın”
“Nazım Hikmet’ten bir şiir okuyayım mı?”
“Tabii ki”
“Mavi liman şiirini okuyayım mı?”
“Oku bakalım”
Anadolu’nun ücra bir kasabasında Nazım Hikmet’in şiirini ezbere okuyan bir
ayakkabı boyacısıyla karşılaşmasına çok şaşırmıştı. Ezberimde bir tane bile şiir yok, yuh
olsun bana diye içinden geçirdi.
“Peki, Nazım Hikmet kim biliyor musun?”
Ayakkabıları boyamayı bıraktı. Başını kaldırıp Çe’ye baktı.
“Efendim Komünistmiş.”
“Peki benim evi biliyor musunuz?”
“Evet efendim.”
“ Hafta sonları bizim oradan geçerken gelip ayakkabımı boyar mısın?”
“Tabii ki efendim”
“Ama her seferinde bir de şiir okuyacaksın”
“Tamam efendim. Bu defa da Cemal Süreya’dan okurum.”
“Tamam, anlaştık.”
Çe yanından ayrıldıktan sonra, Oruç Çıkrıkçı bir endişeye kapıldı. Kasabada Çe’nin gizli bir
görev için burada olduğu söylentisi geldi aklına. Boya takımını bırakarak Çe’nin peşinden
koşturdu. Aklına kötü şeyler gelmişti. “Efendim, efendim,” diye bağırarak koşup yetişti.
Biraz soluklandı. “Efendim ben komünist değilim. Sadece Nazım Hikmet’in şiirlerini
okumuyorum. Birçok şairin şiirini okuyorum. İstemezseniz onun şiirlerini bir daha okumam.”
Çe tebessüm ettim.
“Bence okumanda bir sakınca yok. Çok da güzel okudun.”
“Size söz veriyorum efendim o komünistin şiirlerini bir daha okumayacağım.” Çe,
Oruç Çıkrıkçı’nın boynuna sarıldı.
“Pekiii, komünist ne demek biliyor musun?”
Bir an düşündü, Başını kaldırıp gökyüzüne baktı.
“Efendim, şey demek, şey.."
"Ne demek"
" Allahsız demek"
"Başka"
"Dinsiz demek"
" Baska"
" Kitapsız demek, namussuz demek”
Çe gülümsedi,
Oruç bak seni çağırıyorlar. Galiba ayakkabı boyatacaklar.”
“Efendim ben komünist değilim.” dedi, Çe’nin yanından ayrılırken de “Ben komünist
değilim,” diye sayıklıyordu.
Akşam vakti, Çe tavukları, hindileri, kazı Hafiye’yi kümese katmış, kümesin kapağını
kapamıştı. Güneşin batışıyla birlikte cırcır böceklerinin senfonisi başlamıştı. Huşu içinde
onları dinliyordu. Evin yan tarafından geçen arkta da kurbağalar vıraklıyordu. Bir ses duydu.
Kapıdan geliyordu. “Efendim efendim” diye bağırıyordu. Bu galiba Oruç Çırakçı diye
içinden geçirdi. Dışarıya çıkınca kapının önünde bisikletinin üstünde Oruç Çırakçı’yı gördü.
“Hayırdır,” dedi.
“Efendim çok özür dilerim. Sizi de rahatsız ediyorum. Vallahi billahi, on iki imama
ant olsun, ben komünist değilim.”
Çe, gülümsedi. “Biliyorum,” dedi.
Efendim, isterseniz Bağrıyanık’a sorun. O beni bilir. Ben taş medreseliyim. Bağrıyanık ile birlikte mapusta yattık.Biz gençliğimizde komünist diye
Bağrıyanık’ı çok dövdük. Zaten ondan başka komünist de yok, bizim buralarda”
“Biliyorum, komünist olmadığını”
“Kim dedi, efendim.”
“Kimse demedi. Sen dedin ya.”
“Efendim gidebilir miyim?”
Tabii ki gidebilirsin”
Oruç Çıkrıkçı, bisikletini evine doğru çevirdi, ışığını açıp, pedalı çevirirken “İyi
akşamlar efendim,” dedi.
Gece Oruç Çıkrıkçı’nın gözüne bir türlü uyku girmedi. Yatakta döndü durdu. Bir ara
uykuya daldı. Rüyasında polisler gelip Oruç Çıkrıkçı’nın bileğine kelepçe takıp
götürüyorlardı. “Efendim ben komünist değilim,” diye bağırarak uyandı. Ter kan içinde
kalmıştı. “Çok şükür rüyaymış diye” içinden geçirdi. Beni hapse atarlarsa ne yaparım. Bir
sürü borcum var. Çoluk çocuğum ne yapar, ne eder. Sabaha kadar yatakta debelenip durdu.
Bir türlü uyuyamadı.
Hafize, Çe’ye kahvaltı hazırlıyordu. Bahçede sesler duyunca dışarıya çıktı. Oruç
Çıkrıkçı evin avlusundaydı. Koltuğunun altında bir tomar evrakla. Yanında da Bağrıyanık
vardı. “Efendim Çe evde mi?”
“Evde” dedi Hafize. Çe kitap okuduğu odanın penceresinden görmüştü. Dışarıya
çıktı. “Bu ne sürpriz,” dedi. “Hadi gelin beraber kahvaltı yapalım”
“Efendim rahatsız etmeyelim. Şey diyecektim.”
“Söyle bakalım. Ne diyecektin.”
“Şey, ben komünist değilim Bağrıyanık’ da şahidimdir.”
“Oruç Çıkrıçı kızıyorum ama. Yeter artık anladım. Sen komünist değilsin. Beni
yordun ya. Bana ne!”
Oruç Çıkrıkçı, boynunu önüne eğdi. “Çok özür dilerim efendim.”
Bağrıyanık gülümsedi. “Evet şahidim. Aynı mahalledeniz. Beni az dövmedi bu
faşistler.”
Çe Oruç Çıkrıkçı’nın süt dökmüş kedi gibi büzülmesini görünce, gülmemek için
kendini zor tuttu. Tüm kızgınlığı geçti bir anda. “Tamam anladım. Sen komünist değilsin.
Bağrıyanık’da şahitse inandım. Zaten herkes komünist olamaz.”
“Efendim o zaman size bir şiir okuyup gideyim.”
“Peki, ama Cahit Sıtkı Tarancı’dan Abbas şiirini isterim.”
“Efendim ‘Memleket İsterim’ şiirini okusam olur mu? Onu ezbere bilmiyorum.”
“Olur”
Oruç Çıkrıkçı şiir okuyup çıkıp gitti, koltuğunun altındaki evraklarla.
Bağrıyanık “Bana da müsaade,” dedi. “Kusura bakma seni de sabah sabah rahatsız
ettik. Sabahın köründe eve gelmiş, illa sen de geleceksin. Gelmesen evin önünde oturacağım.
Hiçbir yere gitmeyeceğim diye tutturdu. Bende mecburen gelmek zorunda kaldım.”
“Sorun değil. Gel birlikte kahvaltı yapalım.”
“Teşekkür ederim. Hanım da kahvaltı hazırlamış, sofrada beni bekliyor.”
Haber: Fırat Akkuş
15:32
Haber tarihi: 25 / 01 / 2024
Haber Okunma: 445
Haber Yorumları: 0
| Gamêşkiran Bir Halkın Hayatta Kalma Tecrübesidir | ![]() |
| Murat AKKUŞ | |
| Din, Birliğin Temel Dinamiklerinden Midir? | ![]() |
| Akay AKTAŞ | |
| Yüreğim Yangın Yeri… | ![]() |
| Ayhan ONGUN | |
| Okullara Saldırılar: Öğrencilerimize Ne Oldu? | ![]() |
| Zeki SARIHAN | |
| Xezala Çîya | ![]() |
| Mehmet AVCI | |
| Köy Enstitüleri | ![]() |
| Yusuf YILDIRIM Em.İl.Trm.Mdr. | |
| Bize Ne Oluyor Böyle? | ![]() |
| Adem TANIŞMAN | |
| Zikir Mucizesi | ![]() |
| Fatma Çetin KABADAYI | |
| Newroz'u olmazsa da Double W'yi özgürleştiren haberimiz.. | ![]() |
| Fakir YILMAZ | |
| Halepçe de elma kokusu var | ![]() |
| Ziya Yıldırım GÜNTEKİN | |
| Deprem bölgesinde matrah artışı ve vergi artırımı geldi | ![]() |
| Abdulhadi AKMUGAN YMM.Bağımsız Denetçi |
|
| Topçu Bebel Garcia'nın Franko faşizmini mundar ettiği eylem | ![]() |
| Daşkacı Ewdo | |
| 10 Ekim 2015 Ankara Garı! Affetmeyeceğiz, Unutmayacağız! | ![]() |
| Hasan ÇATAK | |
| NARİN | ![]() |
| Av. Resul Barış Mızrak | |
Iğdır Belediyesi
Iğdır İl Emniyet Müdürlüğü
Iğdır İl Tarım Müdürlüğü
Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü
Iğdır İl Milli Eğitim
Iğdır İl Sağlık Müdürlüğü
Iğdır İl Özel İdare
Iğdır Gençlik ve Spor
Iğdır Havalimanı
Iğdır SGK
Iğdır TSO
Iğdır Barosu
Aralık Belediyesi
Karakoyunlu Belediyesi
Tuzluca Belediyesi
Halfeli Belediyesi
Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi