İl Emniyet Müdüründen 24 Kasım Öğretmenler Günü Mesajı Öğretmenlik insanlık tarihi kadar eski, eski olduğu kadar da önemli bir meslektir. Bir t...           • Deva Partisinden Gazetemize Ziyaret: Babacan 3 Aralık'ta Iğdır'da Demokrasi Ve Atılım Partisi (Deva Partisi) Iğdır İl Başkanı Av. Yusuf Aslan ve beraberindekiler ga...           • HDP Tuzluca İlçe Kongresi Yapıldı Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin Iğdır’ın Tuzluca ilçe kongresi yapıldı. ...           • Eğitim-Bir-Sen:Öğretmenlik Meslek Kanunu Vaatte Kalmasın, Hayat Bulsun “Öğretmenlik Meslek Kanunu Vaatte Kalmasın, Hayat Bulsun” sloganıyla; Eğitim-Bir-...           • Ak Parti Genel Merkezi Tutulmaz’ı Koordinatör Olarak Görevlendirdi Ak Parti eski Iğdır İl Başkanı ve Milletvekili adayı Ahmet Tutulmaz, Ak Parti Genel Merkezinin yen...           • HDP'nin Aralık İlçe 3. Olağan Kongresi Yapıldı Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin Iğdır’ın Aralık ilçe kongresi yapıldı. ...           • Halk Eğitim Merkezi Çalışmalarını Sürdürüyor Iğdır Halk Eğitimi Merkezi salgın döneminde temizlik ve hijyen kurallarını  dikkate alar...           • Hoşbeht Seidova: Ağdam’lı Kaçkınlar Evlerine Dönmeye Hazırdır Gençlik Halk Birliğinin başkanı  Hoşbeht Seidova, Ağdam şehrinin 27 yıllık esaretinin ...           • “İnsansız Hava Araçları İçin İHA-1 Sertifikası” Projesi Tamamlandı 16 - 20 Kasım 2020 tarihleri arasında ‘FC Havacılık’ Şirketi tarafından verilen teorik...           • Hemofili Hastası K. Karakurt İyileşmek İstiyor Aslen Iğdırlı olan ve imkansızlıklar dahilinde çocuğunun tedavisi için 6 yıldır Erzu...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Son Videolar

Iğdır Tanıtım Videosu
1639 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
1996 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'dan Defile Görüntüleri
1796 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
1634 İzlenme, 0 Yorum

Çözüm Sürecine Dövmeli Destek
1856 İzlenme, 0 Yorum

Navên Kurdi Bidin Zarokên Xwe
1628 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
1679 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
1852 İzlenme, 0 Yorum

Yüksel Babal Nice Yıllara
1603 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Zahiro İdîr'e Dibeje
1832 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Ejder Kervansarayı
1856 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
1776 İzlenme, 0 Yorum

Çille Neçe
1619 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
1676 İzlenme, 0 Yorum

Bî Kurdi İdîr
1640 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

Mezopotamya’da Cinsellik - Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni.

Mezopotamya’da Cinsellik

Yazar: Hayati KAYA Birysl.Dönşm.Eğtmni. |  Tarih: 12 / 10 / 2020 |  Yazı Okunma: 454


Bu Tanrıçanın tapınımında seks ön planda olmayacaktı da kiminkinde olacaktı!

'Göğün kutsal fahişesi'

Milattan önce 3500 yıllarında Sümerler yükselişe geçerken en önemli Tanrılardan biri, Ningal ile Nanna'nın büyük kızı Inanna'ydı; Aşk, Seks ve Bereket Tanrıçası. Bilinen en eski uygarlık olan Çatalhöyük uygarlığındaki seks Tanrıçası olan Ana Tanrıçaya çok benziyordu, ama dolgun göğüslü ve geniş kalçalı olmak yerine, daha modern bir görünüme bürünmüştü.

Philadelphia Üniversitesinin antik Nippur şehrinde (güney Mezopotamya) çalıştığı kazılarda ele geçen 5000 çivi yazısı tablet (ki bu tabletlerin üçte biri İstanbul Arkeoloji Müzesindedir) Inanna tapımını ortaya çıkarttı. Günümüz modern(!) insanının anlayamayacağı (daha doğrusu kendi yanlış yargılarından dolayı yanlış anlayacağı) bir dolu bilgi içeriyordu bu tabletler; örneğin O'na "Göğün Kutsal Fahişesi" deniyordu! Ve böyle denmesi övme amaçlıydı!!

Eminim adı geçen tanımlamayı okuyan birçok kişi Inanna'yı bir * olarak "aşağı" bir sınıfa koyuvermiştir. Doğaldır bu.. Çünkü günümüzde "modern"(!) bir yüzyılın kültürü etkindir.. Oysa eski "ilkel"(!) çağlarda fahişelik, tapınmanın önemli kısmını oluşturmaktaydı ve bu yüzden en ileri derecede kutsal sayılmaktaydı!

Hem de kadınlar kadar erkeklerin de fahişelik yapacağı kadar..

Sanırım Inanna'nın verimlilik ayinlerinde okunan şu şarkının sözleri size çok şey anlatacak:

"Erkek olan kadınlar, kadın olan erkekler; önünden geçer sana selam ederiz.

Kadın fahişeler, erkek fahişeler, önünden geçer sana selam ederiz."

Sümerli tarihçiler Tanrıçanın sadece * olduğunu söylemediler; Inanna onlara göre "toplumun süsü"ydü, "Sümer'in neşesi"ydi, "sevgi kaynağı"ydı... O güzeldi... çekiciydi.. şuhtu... şefkatliydi... en seçkin kadınlık özellikleri onda bulunurdu.. Ama bunlardan başka Inanna'nın sembolize ettiği bir kavram daha vardı, o bereketi yönetmekteydi.

Doğayı yenileyen, insanlara çoğalma gücü veren, doğal olan ve doğanın kendisi bir Tanrıça..

Bu Tanrıçanın tapınımında seks ön planda olmayacaktı da kiminkinde olacaktı!

Bu Tanrıçanın tapınaklarında serbest seks yapılmayacaktı da kiminkinde yapılacaktı!

Cinsellik o kadar kutsal bir eylemdi ki, fahişelik de büyük onur verici bir göreve dönüşmüştü.

Zamanın en saygın ailelerinin kızları ve kadınları Inanna'ya adanmış tapınaklarda bedenlerini satmak için yarışırlardı..

Milattan önce 3000 yılında Inanna, Uruk kenti baş Tanrıçası oldu..

Onun verimliliğinden sonuna kadar yararlanabilmek için her ilkbaharda Inanna, ülkenin kralıyla evlendirilmeye başlandı. Her bahar kral, Inanna'nın sevgilisi Dumuzi rolüne girer; en açık saçık kelimelerle yazılan dua ve ilahiler ibadetlerde okunur; Inanna'yı simgeleyen başrahibeyle sevişirler ve ardından yeni yıl kutlamaları şenlikler içinde yapılmaya başlanırdı. Böylece bolluk ve yaşam enerjisinin dünyaya aktığına inanmaktaydı. Müzik, yemek, içki ve coşku son safhadaydı... seks de öyle..

Ama tarih asla bu ibadetlerde oluşmuş olumsuz olaylardan söz etmedi...

Çünkü böyle bir olay olmamıştı!!

Çıkarılan tabletlerde anal seksin tabu olarak nitelendiğini gösterecek hiçbir iz yoktur. Tapınak rahibeleri, hamileliği önlemek için zaman zaman bu yolu da denemişlerdir.

Cinsel ilişki, evrenin oluştuğu andan beri, onun yönetici ve Tanrısal yasalarından bri olduğu için; homoseksüellik dahi kutsal sayılırdı. Önemli olan cinselliği hissetmekti.

Bu nedenle mastürbasyon da teşvik edilirdi.

"Öyle ki, mastürbasyon sürecinde erkekler kolay ereksiyon olsun diye -puru yağı- denen bir madde kullanılırdı. Bilim adamları bu yağın son derece uyarıcı olan manyetik özellikli demir zerrecikleri ihtiva ettiğine inanmaktadır." (Sarah Dening - The Mythology of Sex)

Şehvetli Dualar

Ülkemizin yüz aklarından Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, İnanna'nın Aşkı adlı kitabında bayramların birinde okunan bir şiiri ele alıyor. Şiirin bitiş bölümü ise sanırım biz namuslu modern(!) insan için hayli düşündürücüdür:

"Fırtınadan sesli davul ile, tatlı sesli lir ile;

ruhu okşayan arp ile, kalbi neşelendiren şarkıları söyleyelim:

birleşince Tanrıçamız, Tanrımız; bolluk gelir ülkeye;

ağıllar ambarlar taşar, her tarafta şenlik var.

Ey Sümer halkı, yeni yıl geldi diye,

Çalalım söyleyelim; oynayalım gülelim;

Dualarla, şarkılarla, mutluluk dileyelim."

Ünlü Sümerolog Noah Kramer, Tarih Sümer'de Başlar adlı yapıtında eski çağların dürüst ve doğal kültürlerini şöyle anlatmakta:

"Çağdaş tarihçiler için ne mutluluktur ki Sümerli tarihçiler püriten değillerdi: Penise penis, vulvaya vulva diyorlardı. Ve bu iki organın birleşmesini gizemli birşey haline getirmiyorlardı!" (Tarih Sümerde Başlar - 25.Kutsal Evlenme Ayini; Kramer, Noah)

Bahardaki verimlilik ibadetlerinde Inanna'nın, sevgilisi Tanrı Dumuzi'yi temsil eden ve onunla sevişecek olan krala söylediği bir şarkı vardır. Bu şarkının "müstehcen-ayıp" içeriği ilginçtir; ama daha ilginci bu şarkının bir dua olduğudur ! !

Tek Tanrılı dinlerin aseksüelleştirici doğrularıyla beyni ketlenmiş modern(!) insanın anlayabilmesi gerçekten zordur bu satırları.

"Bana gelince;

a.ımı,

benim için yüksek tepeciği,

ben bakire için, benim için, kim işleyecek?

A.cığım ıslanmış toprak,

Benim için, ben kraliçe için,

kim oraya öküzünü koyacak?

....

"

Bu şarkıya erkek şöyle yanıt vermektedir:

"Ey en yüce kadın, onu senin için kral işleyecek,

kral Dumuzi onu senin için işleyecek.."

Ve Tanrıça sevinçle tekrar sözü alır:

"İşte a.ım kalbimin erkeği"

....

Kimsenin "edep" duygularını "rencide" etmemek için o "ilkel" insanların içtenliklerini sansürlemek zorunda kaldım. O içten insanların hepsinden özür diliyorum.

"Haya" adına kelimeleri sansürlemek kolaydır; bu dualardan alıntı yapan çoğu yazar böylesi sansürlemelerle okuruna yansıtabilir kutsal metinleri..

Ama şiirdeki seks tasvirleri kimi zaman sansürlenemeyecek kadar zariftir. 6000 yıl önce, dinleyicilerdeki cinsel duyguları kamçılamak için oluşturulan şiirlerdeki şehveti yoketmenin tek yolu şiiri olduğu gibi sansürlemektir !

"Sevgilim geldi,

benden zevkini aldı, yalnız benimle oynaştı,

Erkek kardeşim beni evine getirdi,

beni bal kokan yatağa yatırdı,

Benim değerli tatlım kalbimin yanına uzandı,

Birbiri ardınca, dil yaparak, birbiri ardınca,

Benim öylesine güzel yüzlü erkek kardeşim 50 defa böyle yaptı..

....

"

"Kasıklarımı güzel elleriyle okşadı,

Tanrı kucağımı krema ve sütü ile doldurdu,

A.ımın kıllarını okşadı,

İçimi suladı,

Ellerini a.ımın üzerine koydu,

Yatakta beni okşadı"

Ne diyebilirim? Şimdi bunları okuyanlarımızdan bazıları rahatsız olmuş dahi olabilir.

Ve biz cinsel özgürlüğü savunuyoruz.(?)

Ve işte...

İşte, Sümer böyle yapmış kardeşlerim !

(Elvin Azar Süzer'e Türkçe kaynak olarak yaratımları nedeniyle saygılarımı sunuyorum.)

Mezopotamya'nın yapısı ve nelere etki ettiği, kendilerini farklı biryere koymamıza sebep olmaktadır. Babil yok mu olmuştur? Neden haklarında hiçbirşey bulamıyoruz? Neden bazı kehanetlerle benzer özellikler görüyoruz? Ve neden bazı iddialar, Babillilerin "sürgün" sırasında Musevileri geleceği şekillendirmek amacıyla "kodladığını" iddia etmektedir? Ve neden Ezra? Neden? ..

Çok fazla aranacak yanıt var.. Ve her yanıt daha çok soru doğuruyor..

Bir not düşmeyi gerekli görüyorum.

Pagan dinlerle "taşlara tapıyorlardı" diye alay etmek saçmalıktır. Rahipler tarafından "astronomik etmenler-güçler kişileştirilmiştir". Amaç sıradan halkın anlayacağı bir şekle uydurmaktır.

Buna açıklama olarak şu yazıyı vermek istiyorum: (yakın bir arkadaşımın araştırmasıdır)

"

en eski yazilarda dahi tanri sozcugune rastlaniyor. $u tanri, bu tanri diye geciyor. genel olarak, kaldeliler'in tanri "belmarduk" ya da misirlilarin'in tanri "thoth"unda oldugu gibi tanriya isimler verildigini goruyoruz. halbuki eskiler bununla yaradani kastetmiyorlardi: onlar icin yaradan en yuce idi. tanri sozcuguguyle kastettikleri $ey, yaradan'la birlikte ortaya cikan kozmik bir kuvvetti.

eski yazilarda bir tanri ile bir tanricanin evlenip bir $eyler urettikleri ya da ba$ardiklari konusuna cok rastlanir. eskiler, bir $eyin yaratilmasi icin kozmik kuvvetin olmasi gerektigini son derece iyi biliyorlardi. ilhama dayali kutsal metinlerde onlara ogretilen buydu. bu metinlerde onlara, yaratmayi gercekle$tirenin iki kuvvetin birle$ik (combined) eylemi oldugu ogretiliyordu. bu i$, iki kuvvetin birle$ik eylemi ya da birlikte ve birbirileriyle temas halinde meydana getirdikleri bir $ey oldugundan yaygin anlamda tanrilarin evliligi $eklinde sembolize edilmi$tir. yani iki kuvvetin evliligi. evlilik ornegi, buyuk olasilikla eski donemlerin siradan insaninin bu fenomeni daha iyi anlamasini sagliyordu. sonucta a tanrisinin b tanricasiyla evlendigi ve c'yi urettiklerinin ogretildigini gormekteyiz. kutsal metinlerde ayni fenomen tapinak dilinde de ifade edilmektedir. bunlar yaratili$ emirleridir. "gune$in oklari dunyanin oklariyla bulu$tu" gibi.

bu ornek, tapinak metinlerinden olup siradan ki$ilere ogretilen tarzda degildir. ancak rahipler, siradan insana bunlari cok daha acik hale getirmek icin, kuvvetleri tanrilar $eklinde simgelemi$lerdir. ilk dort tanri, dort buyuk ilksel kuvvettir.

insanlik tarihinin daha ilerki doneminde, maddesel bedenlerini terk etmi$ olan insan ruhlari da misirlilarin ogretim tanrisi thoth'ta oldugu gibi tanrilar listesine eklenidr. bu aslinda hic de yersiz degildir, cunku eskiler, insana yaratili$i sirasinda kozmik kuvvetlerin verildigini cok iyi bilmektedirler. bu kuvvetler ruhun kontrolu altinda kaliyorlardi ve ruh maddesel bedeni terk ettigi zaman da kozmik kuvvetleri beraberinde goturuyordu. bu nedenle, insanin kozmik kuvvetler iceren ruhu da, dogru bicimde tanrilar listesine ekleniyordu. daha ileriki tarihlerde, tanri kelimesinin yaratici'nin adlarina da eklendigini gormeye ba$lariz. benim bulabildigim ilk ornekler kutsal kitaptandir ve yaradan'a, tanri ve rab tanri $eklinde hitap edilir. o gunlerden beri bu sozcuk onun icin kullanilarn en gozde bir sozcuk olagelmi$tir.

2500 yil kadar onceden gunumuze tekrar donelim. bizim bilimsel insanimiz, eski donemlerin tanrisi ile bugunku tanri arasinda farki anlayamadigi icin, eskilerin tum tanrilarinin birer yaradan oldugunu, onlarin da cok sayida tanriya inanip tapindigini varsaymi$tir. bilim bu nedenle oyle bir karma$a yaratir ki, sokaktaki insanlarin bu konuya olan yakla$imi alabildigine kisitli ve dar goru$lu hale getirilir. ama bu insanlik tarihinde yeni bir durum degildir.

alinti: james churchward, batik kita mu'nun cocuklari, sayfa 41-43.




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler
İstatistikler
Toplam: 1758447
Aktif: 26
Bugün: 1005
Dün: 1646

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi