İl Tarım Ve Orman Müdürlüğü: Bizler Sizler İçin Tarlada Ve Sahadayız # Evde Kal Türkiye, # Evde Kal Iğdır Korona virüsü nedeni ile alınan tedbirler kap...           • Çinli Doktordan Uyarı: Bu Yiyecekleri Yemeyin Çin'in Vuhan şehrinde virüsle savaşan Prof. Wang Yuguang, Türk halkına dana ve ko...           • ABD Erbil’e Patriot Bataryaları Yerleştirdi ABD ve Irak’lı askeri kaynaklara göre, ABD, İran destekli milis saldırılarına karşı &ou...           • Iğdır Belediyesi'nden 'Evde Kal, Kitap Oku' Kampanyası HDP’li Iğdır Belediyesi,  koronavirüs nedeniyle evlerinde kalan yurttaşlara sipari...           • Serdar Ünsal: Karabağ’daki Sözde Seçim Kabul Edilemez Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel Başkan yardımcısı Serdar Ünsal, ...           • İSTAD Başkanı Sefer Karakoyunlu: Daha Soykırımlar Yaşanmasın İSTAD Başkanı Sefer Karakoyunlu 31 Mart Dünya Azerbaycanlılar soykırım günü dolayıs...           • İlçe Tarım Müdürü Salih Akkuş'tan Örnek Davranış Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde İlçe Tarım Müdürü olarak gö...           • HDP'li Vekil Habip Eksik: AKP Çalmak İçin Kayyım Atıyor Halfeli Belde Belediyesi'ne kayyım atanarak eşbaşkanı Hasan Safa’nın tutuklanmasına tepki g&...           • Bahar Aylarında Çok Çeşitli Beslen Bağışıklığını Güçlendir Sağlıklı ve dayanıklı bir metabolizma için öncelikle her gruptan doğal besinleri t&uum...           • Ağaçları Budayan Belediye, Kendi serasından 70. Bin Çiçek Ekimi Yaptı Park Bahçeler Müdürlüğü Bahar Aylarının Gelmesi İle Birlikte Çal...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 1576864
Aktif: 29
Bugün: 686
Dün: 3451
Son Videolar

Iğdır Tanıtım Videosu
368 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Zahiro İdîr'e Dibeje
226 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Şahmeran Efsanesi
400 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Ejder Kervansarayı
352 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
308 İzlenme, 0 Yorum

Em.Md. Yüksel Babal Unutulmaz
324 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Filmi
308 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'dan Defile Görüntüleri
350 İzlenme, 0 Yorum

Aşık Hizani Iğdır Eşliğinde
314 İzlenme, 0 Yorum

Çille Neçe
325 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Nevroz
294 İzlenme, 0 Yorum

Dengbej Sesi Eşliğinde Iğdır
288 İzlenme, 0 Yorum

Bî Kurdi İdîr
318 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır kMM'den Görüntüler
313 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
317 İzlenme, 0 Yorum
Iğdır Nöbetçi Eczaneler

“Deng-Bêj” - Prof. Dr. Ahmet ÖZER

“Deng-Bêj”

Yazar: Prof. Dr. Ahmet ÖZER |  Tarih: 17 / 02 / 2020 |  Yazı Okunma: 159


Bugün size farklı bir konudan, dengbejden, bir dengbejin ölüm anından, ünlü dengbej, dengbejlerin şahı Evdalé Zeynıké’den bahsedecem. Ama onu anlatmadan önce bir anektod aktarmam gerekiyor.

Paşa ve üç karısı

Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir padişahın dört eşi varmış. Paşa en çok 4. eşini severmiş, bir dediğini iki etmez, her şeyin en güzelini en iyisini ona verirmiş. Paşa 3. eşini de çok severmiş, bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş. 2. Eşini de severmiş; kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, padişahın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Asıl karısı 1. eşiymiş. Onu en karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen padişah 1. eşini sevmezmiş ve onunla hiç ilgilenmezmiş.

Gel zaman git zaman paşa ölümcül bir hastalığa yakalanmış, azrail ona haber göndermiş: “Paşa, tedbirini al, canını almaya geliyorum” diye. O hiç ölmeyecek gibi düşünen, her emri yerine getirilen, kendini güçlü sanan dünyanın en kudretli adamı birden bire korkmuş, şaşırmış ve o şokla çok sevdiği dördüncü hanımın yanına koşmuş: “Sen benimle geleceksin değil mi?” diye sormuş, sonra eklemiş “Bilirsin ben yanlız kalamam, hele kabirde hiç.” Birinci karısı: “Valla Paşa kusura bakma gelemem”, demiş. “Yahu hani ölümde kalımda beraber olacaktık” diyecek olmuş, kadın “O lafın gelişiydi, şimdi iş ciddiye bindi, gelemem” deyince; Padişah, soluğu üçüncü hanımın yanında almış, nasıl olsa ona bunca mal mülk verdim o gelir diyerek. Durumu izah etmiş üçüncü karısına gönül rahatlığıyla, “Sen benimle geleceksin değil mi?” diye sorunca, üçüncü karısı “Yalan yok” demiş, “Mezarin başına kadar gelirim, seni gömeriz, sonra da başkasına giderim” deyince Padişah iyice yıkılmış. Ben ne yaptım diye dövünürek çıkmış ordan, ikinci karısına koşmuş. “Her sorunumda her zaman yanımda olan bana yardım eden sendin, bu sorunumda da bana yardımcı olur musun?” talebine karşı ikinci eşinden; “Bu sorunun için hiç bir şey yapamam, olsa olsa sana mezarına kadar eşlik eder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım” karşılığını almış.

Büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olan paşa birinci

karısnın yanından geçip gidiyormuş, hiç yüzüne bile bakmadan. Tam o esnada birinci eşinin sesi ile irkilmiş. “Ne o paşa, bugün çok melül ve mahzünsün” demiş birinci karısı. Paşa ona cevap verme tenezülünde bile bulunmamış. Çünkü onu hiç sevmez, değer vermezmiş. Ama kadın arkasından seslenmeye ve konuşmaya devam etmiş “Merak etme Paşa, ben seninle gelecem. Nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim” demiş. Bunu duyan Padişah bir kez daha şok olmuş. “Ah!” diye inlemiş; “keşke bir şansım daha olsaydı…. ” Allaha yalvarmış, Azraile söyle, bana biraz mühlet versin, şu yanlışımı düzelteyim, sonra canımı alsın, diyerek. Azrailden haber gelmiş “Pazarlık yok Paşa, sen onu baştan düşünecektin” diye.

Kısadan hisse: Yaşamda hepimiz 4 eşliyiz: 4. eşimiz vücudumuz ve onun arzuları; Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir. 3. Eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür; ölür ölmez başkalarına yar olacaktır. 2. Eş ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey bu dünyadan gözleri yaşlı bizi uğurlamak olacaktır. 1. Eş ise ruhumuzdur, kişiliğimizdır, nereye gidersek gidelim bizimle gelecek olan odur. Bu dünyada o konuşulur, öbür dünyaya inanıyorsanız, orda da hesaba çekilecek bu ameldir. Ama yaşarken hep diğerlerine önem verir bunun yüzüne bile bakmayız. Hatta mal, mülk, para pül, mevki makam için onu bozuk para gibi harcarız, oysa bize asıl lazım olan budur.

Adamı, adamlığı belirleyen odur. O yüzden Acemlerin bu konuda çok manidar bir betimlemesi var, derler ki; Adam vardır adamların nağşidir, adam vardır it ondan yağşidir. Unutmayın!... Yediklerimiz değil, hazmettiklerimiz bizi güçlü kılar. Kazandıklarımız değil, biriktirdiklerimiz bizi zengin yapar. Okuduklarımız değil, hatırladıklarımız bizi bilgili yapar. Başkalarına verdiğimiz öğütler değil, bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar.

Deng ve Evdal

İşte Evdal bize yaşamı ve yaptıkları ve yapıtlarıyla bunu söylemiştir. Bunu anlatıkltan sonra şimdi size Abdalé Zeynikéyi kısaca anlatabilirim.

Deng, sestir; bej ise söylemek demek. Dengbej söyleyen adam demektir. Sesi söze döken ve o sözleri söyleyen adam yani. Nitekim insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri eliyle alet, adavat ve teknolji yaratmaksa; diğeri de sesi eğip bükmesi, ondan kelimeler türetmesi, kelimelerden cümleler kurması, cümlelerden destanlar, masallar, kitaplar oluşturmasıdır..

Renkler, çizgiler, kokular

Çünkü yaşam en nihayetide çizgilerden, renklerden, kokulardan ve seslerden müteşekildir, hatta bunlardan ibarettir desek abartmış olmayız. Bütün varlıklar bir uzun bir kısa çizginin eğilip bükülmesi ile şekil alır ve bu şekiller renklerle çeşitlenir, bizim onları tanımamızı, hatırlamamızı sağlarlar. Siyah ile beyazın karışımından ve ayrışmasından onlarca renk meydana gelir, biz bir çok şeyi renkler sayesinde bilir ve birini dğerinden ayırırız; ve kokular, yaşamı oluşturan kokular vardır yaşam boyu unutmadığımız. Annemizin yaptığı bir pastanın kokusunu ya da sevdiğimiz bir inasanın kokusunu ya da kırlardaki çiçeklerin kokusunu yıllar yılı unutmayız.

Ses

Ve nihayet sesler, evet düşünsenize eğer ses olmasaydı bu dünya nasıl olurdu dünya? Sağırların diyaloğundan daha ağır bir dünya, sessiz bir dünya yaşanmaz olurdu. Sözsüz olurdu, sözsüz bir dünya iletişimsiz olurdu, iletişimsizlik ise sevgisiz, dugusuz bir dünya olurdu ki böyle bir dünya yaşanması zor, tatsız tuzsuz bir dünya olurdu. İşte bu yüzden sesler çok önemli ve daha da önemlisi bu sesleri eğip bükenler için söylenmeli, yani dengbejler için, yani stran söyleyenler için.

Stran

Stran, dengin söze türlü avazlarla dökülüşüdür, dokunuşudur. Stranbej da tıpkı dengbej gibi sesi söze döken, sözleri ise avaz avaz söyleyendir. Tıpkı kulam ile kulambej gibi. Öylesi de var ki sözü ile, söylemi ile, destanı ile, stranı ile dengbejlerin şahıdır.

Evdal

İşte Evdalı Zeyniki odur. O bir dengbejdir. Bir stranbejdir. Kulamların efendisi bütün dengbejlerin şahıdır. O Evdaldır. Evdalı Zeynikı’dır. Yani Zeyne’nin oğlu Evdal.

Değerli dostum, ışıklar içinde yatsın, Mehmet Uzun, o muthiş tekniği ve engin bilgisi ile dengbejlerle ilgili bir deneme kitabı yazdı ve “Evdalın Bir Günü”nü romanlaştırdı. Ben de nasip olursa onun yolundan giderek Evdalı yeniden başka bir tarzda yazmak istiyorum. Bu bağlamda Çıldırandaki Evdiyé Lép Zerin’i, Beyazittaki İsak Paşa’yı, Toprakkaledeki Sürmeli Mehmet Paşa’yı, Dersimi, Kozanı, kanadı kırılmışlığı, yoksulluğu ve Evdal’ın sesini, avazını, sözünü ve ölümünü yazmak istiyorum.

Giden ve kalan

İnsanlar yaşarlarken bu dünyada genellikle makam, mevki, servet, şan ve şöhret ararlar. Zamanı yarıp yaşamaya çalışırlar. Bunun için türlü işler yaparlar. Ama bu amaçla yola çıkanlar kalıcı olamazlar. Çünkü sonunu düşünen kahraman olamaz. Fakat bunu düşünmeden iş yapanlar, değer yaratanlar, üretenler kalıcı eserler yaratırlar bu esrleri ile yaşarlar. Bu eserleri ile ölümün elinden birşeyler kurtarıp ölümsüzleşirler.

Veda

Evdal, Evdalı Zeynike sesi ile sözü ile, stranı ile bunu başarmış ender kişilerden biridir. Ölüm döşeğinde iki oğlunu ve kızını yanına çağırmış, herbirinin elini bir elinin içine almış onlara şöyle demiş: “Bakın evlatlarım, oğullarım, kızlarım. Ben Evdal, Evdalé Zeynikı, geldim, yaşadım, şimdi de geçip gidiyorum bu dünyadan. Size mal, mülk, şan, şöhret bırakmadım. Tek sahip olduğum sesimdi, sedamdı, onunla birşeyler yapmaya, yaratmaya çalıştım. Şimdi göçüp giderken bu dünyadan size onları bırakıyorum.”

Var olmak ya da varlıklı olmak

Peki Evdal isteseydi sesi bir kenara bırakıp, malın mülkün peşinden gidemezmiydi? Gidebilirdi. O zaman Evdal olamazdı, dengbejlerin şahı Evdal olamazdı. Nitekim birgün Sürmeli Mehmet Paşa Evdalı yanına aldığında onu, sesini söznü çok beğenir, yanında kalması için ona bir köy bağışlar. “Bu köy arazsisi ve içindekileriyle senindir” der. Evdal gidip günlerce içinde dolanıp durur bu köyün. Sonunda Sürmeli’nin huzuruna çıkıp, “ben bu köyü alamam Paşa” der.

Paşa şaşarak bakar Evdala, “Neden, kim almaz ki bu kadar srevti Evdal?” Evdal şöyle cevap vermiş ona, “Ben dengbejim Paşa, ağa değilim. Eğer bu köyü alırsam köy ağası olurum, oysa ben dengbej kalmak istiyorum”, demiş. Bunun üzerine Sürmeli yaşadığı müddetçe onu darda komamış, ama o ölünce de Evdal nüthiş bir yoksulluğun pençesine düşmüş.

Eğer Evdal o gün, o köyü alsaydı bu gün bizim

andığımız Evdal olamazdı. Sıradan gelip geçen, kimsenin anmaya değer bulmadığı bir köy sahibi olarak yaşar geçer gidrdi. Ama o öyle yapmadı. O Evdal olarak kalmayı yeğledi. İşte bu yüzden Evdalé Zeynikı oldu. Kadim kültürün taşıyıcısı, sözün ustası ve dengbejlerin şahı olarak ün saldı, bu dünyaya nam saldı. Yarattı, söyledi, yaydı ve göçüp gitti, iz bırakarak, tıpkı bir kuyruklu yıldız gibi..

Ölüm meleği ile rendevü

Nihayet o an gelmişti. Ölüm meleği ile rendevusu vardı Evdalın. Çocuklarına sevdiği kılamları ezberlettirmek istiyordu göçüp gitmeden. Son demlerini yaşıyordu. Kendini zorladı, biraz kaykıldı, ileri çıktı, beline bir yastık daha istedi “Şimdi beni iyi dinleyin” dedi hasta yatağında ve şöyle devam etti, “Benim çok stranım var, hepsini şimdi söyleyemem, ama içilerinden bir kaçı var ki unutulsun istemem. Oğlum Emin şimdi ben bunlardan Xozane Lé Xozane’yi söyleyecem sen tekrarla ve ezberle, kızım sen de Dersimé le Dersimé’yi tekarar et ve ezberle..” Bir diğerine de “Ölüm yoksulluktan yeğdir” stranını söyledi ve sonra gözlerini kapadı, uzun bir uykuya daldı..

Ve gidiş..

O zaman yüz on yaşındaydı, bir daha bu uykudan uyanamadı.. Evdal öldü. O öldü ama ölümün elinden çok şey kurtarmıştı.. Onları toplumun içine saldı. Herbiri başka yaşamlarda yeniden var oldu, söylendi bugüne kadar geldi.. Ve bundan sonrasına da gidecek daha nice kılamları. Evdal bu gün yok ama sözü ve stranı var, onlar hep yaşıyacak...




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Twitter
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi