Sema Ünlü Sadak Mezzito Fabrikasını Ziyaret Etti Iğdır Valisi Enver Ünlü’nün eşi Sema Ünlü Hanımefendi, organize san...           • HAK-PAR Iğdır Merkez İlçe Kongresi Yapıldı Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Iğdır merkez ilçe kongresi bugün (...           • Iğdır Spor Kendi Evinde Berabere Kaldı Iğdır spor bugün (21.10.2018) Kendi Sahasında Konuk Ettiği Görele sporla 1-1 berabere ka...           • "Muhtarlar Gününde" Muhtarları Unutmayan Biri Vardı Iğdır Valisi Enver Ünlü, bugün (19 Ekim 2018 Cuma) Muhtarlar Günü mü...           • Rektör Alma Iğdırlı Çiftçileri Kırmadı: Çiftçi Eğitim Merkezi Kuruldu Her zaman çiftçinin yanında olduğunu gösteren Iğdır üniversitesi ‘&C...           • Çocuğunuzu Göz Muayenesine Götürüyor Musunuz? Sağlıklı bir birey olarak yetişmek her çocuğun hakkıdır. Çocuğunun göz sağlığın...           • Sağlık Meslek Yüksek Okulunda Ortopedik Protez-Ortez Programı Açıldı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Bünyesinde Ortopedik Protez Ve Ortez Programı A&cce...           • Karakoyunlu'da Kurumlararası Futbol Heyecanı Devam ediyor Iğdır'a bağlı Karakoyunlu İlçe Kaymakamı Kamil Güzel'in girişimleriyle Gençlik ...           • IĞDIR’DA İLK SOYA HASADI BAŞLADI Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün girişimleri ve Teknik desteği ile İl...           • İl Sağlık Müdürlüğünden “Dünya Meme Sağlığı Günü” Standı “Dünya Meme Sağlığı Günü” dolayısıyla İl Sağlık Müdürü D...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
İstatistikler
Toplam: 984576
Aktif: 11
Bugün: 114
Dün: 1240
REKLAMLAR

 

 

 

Son Videolar

Iğdır Valisinden Yağmur' Şiiri
1312 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Melekli Şahmeran Tepesi
2313 İzlenme, 0 Yorum

Ahura Mazda Iğdır'da
1841 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Defile Düzenlendi
2465 İzlenme, 0 Yorum

IğdIrlı STK'lardan BARIŞ Çağrı
1833 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da İranlı Turistler ve I
2756 İzlenme, 0 Yorum

Avukat ne yapar? Sorusuna İlko
895 İzlenme, 0 Yorum

Fotoğraflarla Iğdır
1597 İzlenme, 0 Yorum

Iğdırlı Aşık Hizani Söylüyor
660 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır küçük Millet Meclisinden
1209 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Görüntüleri
871 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'da Tiyatro
730 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır Tanıtım Görüntüleri
2690 İzlenme, 0 Yorum

Çakırtaş Köyü Kul Yusuf Kümbet
2051 İzlenme, 0 Yorum

TRT1'de Newroz'u Anlatıyor
1503 İzlenme, 0 Yorum

İnançları Uğruna Ölüme Gidenler - Prof. Dr. Ahmet ÖZER

İnançları Uğruna Ölüme Gidenler

Yazar: Prof. Dr. Ahmet ÖZER |  Tarih: 27 / 12 / 2017 |  Yazı Okunma: 393


Yeni bir kitap yazıyorum. Adı “İnançaları Uğruna Öldürülenkler”, ya da BEDREDDİNİN YOLU olacak. Korku ve cesaret, zülüm ve hakkaniyet, eşitsizlik ve adaleti anlatacak. Bu çalışma ile ilgili yazdığım kısa girişi paylaşmak istedim. Bu konuda notu, eleştirisi, önerisi olanlar varsa onlardan bunu bekliyorum.)

Tarih, korku anlarına milyonlarca kez tanıklık etmiştir, fakat buna karşın cesaret ve kahramanlık dolu anlar ve zamanlar da vardır ve daha destansıdır. Ne ki korku anlarının çokluğuna karşın cesaret anları bir o kadar azdır. Çünkü ölümün yüzü soğuktur ve korkutucudur. İnsanoğlunun en temel duygusu koku duygusudur, en çok da ölüm korkusu ürkütmüş ve sindirmiştir onu. Ama, korkunun ecele faydası yok, deyip ortaya çıkanlar korkunun tahtını sarsmış ama yok edememiştir. Korku bulaşıcı olduğu kadar cesaret de bulaşıcıdır. Gariptır ki cesaret korkudan beslenir. Cesaret korkuyu kemirip semirerken koku ufalarak küçülür, gider bir karanlık koşeye sinip kalır, gününü bekler..

Peki bu korku neden ve nasıl salınıyor insanoğlunun yüreğine. İnsanlık tarihinin her döneminde, egemenler yönetimlerini daim etmek için korkuyu bir araç olarak kullanılmıştır. Ama her tez antitezini beraberinde getirir. Korkuya ve zülme boyun eğmeyenler her zaman ve her dönemde ortaya çıkmış, cesaretin şanlı direnişini büyütmüştür. Cesaret büyüdükçe korku küçülmüştür, ama bedeli ağır olmuştur.. Öyle cesur insanlar vardır ki tarihte, karanlığı aydınlatmak için hiç birşey bulamadıkları zaman kendilrini yakmıştır. Yanan bedenlerinden çıkan alevler sadece o günü aydınlatmakla kalmamış geleceğe de ışık tutmuştur.

Bilimin namusunu herşeyin üstünde tatarak ateşe yürüyen Bruno bunlardan biridir. Bu nedenle cesur insanlar, her zaman tiranların, diktatörlerin, zalimlerin, yani korkuyla yönetenlerin korkulu rüyası olmuştur. Bedreddin Osmanlı Sarayı’nı ürküttüğü için çırılçıplak bir ağaca asılmıştır. Celladının yüzüne tükürür gibi dara yürümüş ölümden korkmamıştır. Egemenin tiranlığının sürekliliği için insani bir duygu olan korkuyu sömürmüşlerdir zalimler tarihin her döneminde. Onaların uyguladığı yıldırma, sindirme korkusuna karşı korkunun üstüne gidenler büyük bedeller ödeyerek insanın insanlık onuruna sahip çıkmışlardır. Zalimin güçlü zülmüne karşı çeşitli taktikler üretmiş, bu temelde geniş manevra alanı ve kabiliyeti yaratma yoluna gitmişlerdir.

Zalimler, zülmedenler, korkuyu bir sindirme, yıldırma, insanı korkuya esir düşürme, korkuya kul etmek için kullanırken, zülme başkaldıranlar ona karşı koyma, çeşitli taktikler üretme, manevra alanını genişletmek için ölümü göze alan bir çaba içinde olmuşlardır. Sözgelimi Sokrates susmayınca Atina’nın Tiranları önü ölümle korkutarak vazgeçireceklerini sanmışlar. Ama o, istese bundan kurtulacağı halde, güttüğü davadan vazgeçmemiş, baldıran zehiri içerek yaşamına son vermiş, gelecek adına tiranlara unatamıyacakları bilgece bir ders vermiştir. İnsanlık düşmanlarının, insanoğluna karşı kullandıkları en önemli silahı olan korkuyu paçavraya dönüştürüp kenara fırlatanlar gene insanlık galariyasının içinden fırlayıp çıkmışlardır. Hallac’ın Bağdat meydanında “öldürün beni” diye hakırması bundandır. İşkence edilmiş, ardından derisi yüzülmüş, boynu vurulmuş ve nihayetinde yakılmış olan Hallac insanın insana yaptığı zulümlerin en büyüğüne boyun eğmeyerek insanoğlunun onurunu yüceltmiştir.

İsa haçını Golgotha Tepesi’ne kendi boynunda taşımıştır. Çarmıha çivilenirken kan revan içinde bunu yapanlara kızmak yerine “Baba beni neden terkeettin?” diyerek Tanrı’sına sitem etmiştir. Onu öldürerek diğerlerini korkutanlar çok değil birkaç asır sonra bu kez onun yolunda yürümeyenleri öldürerek korkutmaya çalışmışlardır. Egemenlerin kullandığı korku silahı çoğu zaman işlerine yaradı. Bu silah zaman ve döneme göre insan kitlelerinde çok sayıda korkak yarattı. Ödleklerin yüreklerinde taşıdıkları korkular insanlık aleminde yayılmaya imkân oluşturduğu gibi, Bedreddin, Pir Sultan, Nesimi, Hallacı Mansur, Bruno, Sokrates gibi onlarca yiğit savaşçı, direngen önder kişilikler de yarattı.

Derisi yüzülürken düşmana biati reddeden Nesimi, her türden işkenceye rağmen “Enel Hak” diyen Hallacı Mansur, her kılığa girerek “Zalim Kadı”dan hesap soran Battal Gazi “şu kanlı zalimin ettiği işler” diyerek ölümsüzleşen Pir Sultan, “demi davran” yapan Yunus, Yezit tarafından Kerbela’da susuz bırakılarak yürekleri çatlatılan, kafaları kesilen, yine de zülme boyun eğmeyen, teslim olmayan “Hüseyni Direniş” zalimin zülmüne başkaldırının da şanlı geçmişidir… Bu çalışmada bu şanlı direnişin yukarıda adını andığımız kimi simgelerine bakacağız. Adını andığımız Bedreddin, Sokrat, Hallaç, İsa, Bruno bunlardan sadece bazıları.

Bölüm başlıklarını da herbirnin mücadelesine uygun seçmeye çalıştık. Daha doğrusu isimlerini andığımda bende uyandırdıkları ilk duygu ve düşünceleri kavramlaştırmaya çalıştım. Simavne Kadısı oğlu Şehy Mahmud Bedreddin’i anlatırken “Bedreddinin Yolu” demeyi uygun buldum. Çünkü onu Simavdan çıkaran ve tekrar yurduna geri getiren acılarla dolu meşaketli yolun kendisi bence hedeften daha büyüktü. Hedefe o gün ulaşılmamış olabilir, ama Bedreddin’in açtığı yolun ucu hala açık ve yol egemenin zülmüne rağmen devam ediyor. Sokrates bir bilge adam olarak habire sorguluyordu. Sokratın Sorgusu diyecektim ona, ama kendisyle tutarlı dik duruşu bana daha anlamlı geldi. O nedenle Sokratın Duruşu dedim. Bu tutarlı davranışı bana ölümden kaçan Romalı komutan Pautus’u hatırlattı. Hani var ya, imparatora karşı isyan eden Romalı soylu Pautus, başarısız olunca Roma yasaları gereğince ölüm odasına bir hançerle birlikte konulan. Bilndiği üzere Roma o zaman soyluları öldürtmüyor, kendileri ölüm odasının içine bırakılan hançerle bir çeşit harakari yapıp şereflerini kurtarsınlar diye. İsyan girişimi başarısız olan Pautus yakalnıp ölüm odasına konuldu. O sırada ölüm odasını dışında törensi bir edayla yakınları otrurdu. Pautusun ölüm odasının kapsında akrabai taalukunun içinde karısı da oturmaktaydı. Bir an önce yaşamına son verip şereflerini kurtarmayı bekliyorlardı Pautus’tan. Ama içerde bir o yana bir bu yana gidip gelen Pautus’un ayak sesleri bir türlü dinmiyordu. Konukların içindeki karsı bir anda protokolu bozup ayağa fırladı, ölüm odasının kapısının açıp içeri daldı, sonra masanın üstünde duran hançeri alıp kendi karnına sapladı, hançeri karnından çekip çıkardıktan sonra kokulu gözlerla ona bakan Pautsa uzattı, “Bak Pautos hiç acımıyor” diyerek. “Sağken başklarını ardından ölüme sürüklüyorsan, ölüm sırası sana geldiğinde ondan kaçmıyacaksın” der gibiydi korkak Pautus’un yiğit karısı. Sokrat da kendisine ölüm sırası geldiğinde onu kaçırmaya çalışan öğrencilerine “kaçmayacağım” diyerek direnir. Karısı “ama senin bir suçun yok ki” deyince Sokrates “İyi ya, suçum olsaydı daha mı iyi olurdu” diyerek geleceğe kapı açar.

Ve Hallac. Bağdat’taki vahşice ölüme Hallacın Hal(l)i dedim. Onun ölüme giderken söylediğinden imtina etmeyen gür sesi sanki hala kulaklar(ım)da çınlar. Ya yiğit Bruno’ya ne demeli? Bilimin onuru için ateşe atılırken bile başı dik ,gerçeği savunarak bütün insanlığa ders vermiştir. Çağdaşı Galileo gibi iki sözcülke yakılmaktan kurtulabilirdi, ama o buna tenzül etmedi. Diyeceksiniz iyi mi etti? Bence iyi etti. Bir düşünün onu o gün yakan alevler hala bilimin yolunu aydınlatmaya devam etmiyor mu? Onun gibi bilimin namusunu koruyanlara, zalime karşı mazlumun yanında duranlara ve insanlık onurunu yüceltenlere bin selam olsun.

 




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Facebook
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Twitter
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Biz Sizi Arayalım
Ad, Soyad:
Telefon:
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi