“15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” programı düzenlendi Iğdır Üniversitesinde “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” Progra...           • İşten Çıkarılan Iğdır Belediye Personeli Hakkında Konuştu DEM Parti Iğdır milletvekili Yılmaz Hun yaptığı konuşmada: "Taşeron işçilerin sorunları ve ...           • Ağrı Dağı'nda Hayatını Kaybeden Dağcılar Anıldı Iğdır Üniversitesi, Maden, Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve Doğub...           • “Uzman Eller” Projesinden Yararlanan İşletmeler Kontrol Edildi Kırsal Kalkınmada “Uzman Eller” Projesinden Yararlanan İşletmeler Kontrol Edildi. Kır...           • Iğdır CHP'ye Yeni İl Başkanı Atandı 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’den Tuzluca Belediye Başkanı seçilen ve sonrası...           • Uğur Özen'in "Kaotik Manzara" Sergisi Sanatseverlerle Buluştu Iğdır Üniversitesi Öğretim Elemanı Uğur Özen'in "Kaotik Manzara" Sergisi Sanatsever...           • Mehmet Nuri Güneş'ten İBB Başkanı İmamoğlu'na Ziyaret Iğdır Belediye Eşbaşkanı Mehmet Nuri Güneş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ek...           • Atık Malzemeler Hediyelik Eşya olarak Ekonomiye Kazandırılıyor! Iğdır Üniversitesinde Atık Malzemeler Hediyelik Eşyalara Dönüştürülerek E...           • Türkiye'nin Demokratikleşme Çabaları ve Darbelerle İmtihanı Iğdır Düşünce Otağı’nda, Akademisyen-Yazar Ahmet Yaşar Akkaya, “Türkiye...           • Çarşı-Pazarın Hali Vahim: Ekonomi Daha Beter Olacak! Ekonomik krizin giderek derinleşmesinden dolayı çarşı-pazardan ihtiyaçlarını karşıla...           
Site İçi Arama
Haber Arşiv
     
Reklam Alanı

Facebook

Son Videolar

Hz. Hüseyin'e Mersiye...
49 İzlenme, 0 Yorum

Bütçeyi Kandile Gönderecekler'
64 İzlenme, 0 Yorum

DBP'den Duyuru
46 İzlenme, 0 Yorum

Cantürk Alagöz'den Şok Sözler
81 İzlenme, 0 Yorum

Güneş: Provokasyon peşindeler
121 İzlenme, 0 Yorum

'Dağdan Kararları Alıyorlar''
141 İzlenme, 0 Yorum

Alagöz: Hainlere Lanet Olsun
96 İzlenme, 0 Yorum

Türkan'dan Belediyeye Kınama
70 İzlenme, 0 Yorum

Hasan Çatak'tan Anlamlı Şiir
81 İzlenme, 1 Yorum

Zehir Tacirlerine Fırsat Verme
61 İzlenme, 0 Yorum

Iğdır'ın Morkaraman Koyunu
76 İzlenme, 0 Yorum

Çiftçi ve hayvancının sorunu
79 İzlenme, 0 Yorum

'Biz halkımıza borçluyuz'
81 İzlenme, 0 Yorum
İstatistikler
Toplam: 2843318
Aktif: 33
Bugün: 2070
Dün: 2702

Kurban… - Yusuf YILDIRIM Em.İl.Trm.Mdr.

Kurban…

Yazar: Yusuf YILDIRIM Em.İl.Trm.Mdr. |  Tarih: 01 / 06 / 2024 |  Yazı Okunma: 191


“Günahtan kurtulduğuna inanmak mutluluk veriyorsa, bunun için gerekli olan insanın günahkâr olması değildir. Kendini günahkâr hissetmesidir." Friedrich Nietzsche.

  “Kurban, bütün dinlerde, inanç sistemlerinde var olmuştur. Kurban sunma, Hazreti Âdem’in oğulları Habil ile Kabil dönemine kadar uzanır. Tek tanrılı dinlerin ortak fikrine göre, Adem’in oğulları çoban Habil ve çiftçi Kabil (Kain) aralarındaki anlaşmazlığı Tanrı’ya sundukları kurbanla çözmeye çalışırlar. Habil’in armağanı kabul görünce Kabil kardeşine kıyar.

 Tufan hadisesinden sonra Nuh Peygamber"in de kurban sunduğu bilinmektedir. Kurbanın kesilmesi geleneği Hz. Nuh ile başlamış ve tarih boyunca da devam etmiştir.”

“Tanrı’ya kurban sunulduğu gibi, kötü güçleri defetme, ataların ruhlarını huzura erdirme ya da bereket ve bolluğun sağlanması için kurban sunulduğu da karşımıza çıkmaktadır.  Tarihin her döneminde insanlar, doğanın gücü karşısında çaresiz kalmışlar, kendilerini koruma içgüdüsü içinde, inandıkları tanrısal varlıklara kurban adamışlar, kesmişlerdir. Birçok inanç ve kültürde değişik hayvanları, hatta insanları kurban etmişlerdir.

İnsanoğlu, sıkıntılarından kurtulmak isteği olduğu kadar, şükür etmek için, bereket getirilmesi, fırtınalardan, sel gibi afetlerden kurtulmak için, kendinden güçlü olan varlıklara, tanrılara, kurban kesmişlerdir.

 Kurbanın amacının, insan ve tanrılar arasında bir hısımlık bağı kurmaktır. İlk uygar topluluklarda toprağın verimliliğini arttırmak için ona içki dökülür, un serpilir ve genellikle hayvan ve bazen de insan kurban edilirmiş. Kurban geleneğinin altında yatanın da, ölüp yeniden dirilme düşüncesi olabileceği savunulmuştur.

Bazı uygarlıklarda durum şu şekildedir:

Mısır: “Arkeolojik bulgular, eski Mısır'da rahiplerin idaresinde ayin haline getirilmiş kurban kültünün bulunduğunu göstermektedir. Özellikle Nil nehrine insan kurban edilmesi çok yaygındır. Bunun yanı sıra hayvanlar da kurban edilir”.

    En büyük tanrı İsis için de önce dua edilir; sonra onun adına bir inek kurban edilir. Eski Mısır’da kurban edilen kuzu ve oğlağın kanı, çevreye sürülür. Sürülen bu kan, tanrının hakkı sayılır. Ayrıca yılda iki kez tanrılara domuz kurban edilir ve ancak bu günlerde domuz eti yenir. Bunun dışında kalan diğer günlerde ise domuz eti yenmez.”

İran: “Eski İranlılar tanrılara kurbanlar, çeşitli bitkiler ve içki sunmuşlardır. Zerdüşt hayvan kurbanını yasaklayarak Ahura Mazda'ya adak ve şükürler kurbanını telkin ettiyse de ölümünden sonra canlı kurban âdetine geri dönülmüştür. İranlılar adak ve şükranlarını Hürmüz'e, diğer takdimelerini de kötülüğü engellemesi için Ehrimen'e arz ederlerdi.”

İsrail: “Ünlü dinler tarihçisi Mircea Eliade’ye göre bu olay eski doğu dünyasında sıkça uygulanan ve İbranilerin Peygamberler dönemine kadar sürdürdükleri, ilk çocuğun kurban edilişi pratiğinden başka bir şey değildir. İlk çocuk, çoğunlukla bir Tanrı'nın çocuğu olarak görülür, ilk çocuğun kurban edilmesi, Tanrı'ya ait olanın geri verilmesi demektir.” Yahudiliğin kurban etme geleneği günümüze kadar değişime uğramış, mayasız ekmek, Tevrat okumak, dua etmek olarak süregelmiş. Kullandığımız “günah keçisi” deyiminin nerden geldiğini belki duymayanlar vardır. Eski Ahitteki Kefaret Günleri ayinlerinde Yahudilerin günahları simgesel olarak bir erkek keçiye yüklenir ve keçi kurban edilirdi.

Babil ve Asur: “Kurban sunumu düzenli ayin ve törenlerle yapılır. Babil’de haftanın yedinci günü olan cumartesi uğursuz sayılır ve bu uğursuzluktan kaçınmak için adaklar adanıp kurbanlar kesilir. Asurlularda ise kurbanlık hayvanı kesip tanrılara sunmak gereklidir yoksa tanrılar insanın kendisini yiyeceklerdir. Asurlularda kesilen oğlak ya da kuzu gibi yavru hayvanların, insanların bütün günahlarını temizleyeceğine inanılır.”

Sümerlerde de kurban törenlerine büyük önem verilirdi. Onlar için mühim olan kanın akıtılmasıydı. Sümer ülkesinde kurbanlar, tanrıların besini olarak değerlendirilirdi.”

  Gerek uygulamalar gerekse seçilen kurbanlık hayvanlar ve gerçekleştirilen ritüeller göz önüne alındığında; tek tanrıcı dinlerdeki kurban geleneğinin, eskiçağ uygarlıklarındaki kurban geleneğinden köken aldığı, bir yerde bunun bir devamı olduğu ve bu motiflerden son derece etkilendiği sonucuna varılmıştır.

 İsmail, babası İbrahim tarafından kurban edileceği esnada gökten meleklerin indirdiği koç sayesinde kurtulur. Din bilimciler Kuran’da “İsmail” adının geçmediğini söylüyor.  Toplumların inandığı dinlerin ve ibadetlerin kökleri, insanın kendi öyküsünün başladığı zamanlara kadar uzanıyor. Dinler hem kendilerinin hem de insanlardan istedikleri ibadetlerin nedenlerini ve amaçlarını kendileri açıklıyorlar. Bilim de kendi  yöntemleriyle dinleri açıklamaya gayret ediyor.

 Eski Yunanlılar kurbanlarını tanrılar tanrısı Zeus’a adarlardı. Roma’da tarım ürünleri ve hayvanları kurban edilirdi. Eski Japonya’da da canlıların hediye edilmesi zaman içinde tarım ürünlerinin sunulmasına dönüşmüştür. Çin’de ise mevsim değişimleri kurban törenlerinin nedeniydi. Eski Hindistan’da tanrıya sunulan hediyelerin, ölenlerin ruhlarını kurtardığına inanılırdı.

Maya, Aztek ve İnka gibi Amerika uygarlıkları insan kurban etme geleneğiyle anılırlar. Örneğin 2018 yılında Peru’da yapılan bir kazıda onlarca çocuk iskeletine rastlandı. 

Pek çok bilim insanına göre doğuda Dicle ve Fırat nehirleri, batıda Nil nehri, kuzeyde Harran, güneyde Yemen’le sınırını çizebileceğimiz peygamberler coğrafyasında, peygamberler dönemine kadar süren ilk çocuğun kurban edilmesinin nedeni, ilk çocuğun Tanrı’nın çocuğu olarak görülmesiydi. Denilebilir ki; İbrahim peygamber bu geleneği hem sürdürmüş hem de sonlandırmıştır. Böylelikle insan kurban etme geleneği bu coğrafya için nihayete ermiş olur.

Freud’a göre kurban, bizatihi Tanrı’dır. Tanrı ise bir anlamda baba figürünün yansımasıdır. Babanın katli, erkek evladın annesine duyduğu kıskançlıktan ileri gelir. Buna karşın babasına örtük bir hayranlık besleyen erkek evlat babasını katletmek yerine bir totem seçer. Totem olarak belirlenen kurbanlık, klanın lideri olan erkek hayvanlardır çoğunlukla.

Tanrı-babanın katli, Freud’a göre insanlığın ilk büyük günahlarındadır. İsa kendini feda ederek bir bakına Tanrı’ya karşı işlenmiş suçun kefaretini öder. Bu yüzden Hıristiyanlar şarap ve ekmekle yapılan ayin ile geleneği sürdürüyor.

Şiddetin giderilmesi veya yansıtılması için toplumlar kurbanlık seçer. Tıpkı Freud’un düşüncesinde olduğu gibi kurban edilecek hayvan totemdir. Hayvanın savunucusu yoktur, hayvan günah keçisidir. Feda edilecek günah keçisi bulamayan toplumlar, içlerinde taşıdıkları şiddeti birbirlerine karşı yansıtırlar.

Düşünür,Mircea Eliade, ye göre, kurban etme eylemi ilkel-geleneksel bir davranış olup, günümüzde düzenli tekrarlarla seyreder. Aslında her kurban, ilk kurbanın taklidi niteliğindedir.

İnsanlar Niçin Hâlâ Kurban Kesiyor?

Kurban kesmenin bir zorunluluk olduğu anlayışı ülkemizde hâkim. Halbuki İslam inancında kurban ibadetinin farz ibadetler arasında yer almadığı hakkında fikir birliğine varılmış durumda. İslam’da kurban diye bir ibadet yoktur.Hiç bir hayvana kıyılmamalı.Hayvan kesme diye bir ibadet yoktur.Ancak adak vardır.

Asıl dindarlar,hayvan severlerdir,et yemeyenlerdir çünkü burada merhamet vardır vicdan vardır.

 Modern ötesi çağa kadar insanlık büyük dönüşümler geçirdi; hakikat anlayışları, dünyaya bakışları ve hayatı algılama biçimleri köklü değişimlere uğradı. Söz gelimi, insan eylemlerini evrimsel veya tarihsel olgularla anlamaya çalışmak yetersizleşti. Buna karşın, Mircea Eliade’nin bu mesele hakkındaki düşüncesi dikkate değer:

“Dinsiz insan dini bilinçli olarak yaşama yeteneğini ve böylece onu anlama ve üstlenme olanağını kaybetmiştir; fakat varlığının derinliklerinde hâlâ bunun anısını muhafaza etmektedir.”

Bu söyleme göre, insanlar bugünlerde bazı inançlarını yitirseler dahi, farkında olmadan birtakım alışkanlıkları sürdürmeye devam edebilir.

Yıllarca kurban derilerini toplayabilmek için İslamcı cemaatlerin sarf ettiği çabayı herkes biliyor. Kısacası insana, toplumsal yaşama dair her şey gibi kurban meselesi de toplum-din, din-iktidar ilişkilerinden ayrı düşünülemiyor. Bir çıkar gözüyle bakılıyor.Kesilen kurbanlıkların bir kısmı sucuk pastırma,bir kısmı kavurma oluyor.Kurban olayındaki paylaşım lafta kalıyor.

“İnsanlar Niçin Hâlâ Kurban Kesiyor?” sorusu, aynı zamanda bir sorun aslında. Her sene milyonlarca kurbanlık, bir geleneğin devamı uğruna canından oluyor. Kesim esnasında yaşanan eziyetler de cabası. Günümüz dünyasında yeri olmayan bu uygulamanın terk edilmesi gerek.

10:38




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları
Henüz yorum bulunmamaktadır. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

Ad, Soyad *
E-Mail *
Kalan karekter sayısı:
Yorum *
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
*
(* Doldurulması zorunlu alanlar)

Köşe Yazıları
Paylaş
Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Fotoğraf Galerisi
Iğdır Resmi Siteler
Gazeteler

Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

İçerik Rss - Haberler Rss

Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi