
.
Iğdır TJA: Şengal'de Yapılan Soykırımı Ve Kadın Kırımını Lanetliyoruz

IŞİD'in 2014'te Irak'ın Musul kenti yakınlarındaki Şengal bölgesine ve Ezidi yerleşim yerlerine düzenlediği saldırılarda binlerce kişi öldürüldü, 6 binden fazla kadın ve çocuk esir alındı. Iğdır Özgür Kadın Hareketi (TJA) tarafından Doğubayazıt caddesinde yapılan basın açıklamasında Şengal katliamı, "21. yüzyılın en korkunç soykırımı" olarak adlandırıldı.
Iğdır TJA adına açıklamayı okuyan Iğdır Belediye Eş Başkanı Eylem Çelik binlerce Ezidi kadının" savaş ganimeti olarak Arap ülkelerindeki şeyhlere satıldığı" söyledi.
Yerine kayyım atanan Eş Başkan Çelik açıklamasında şunlara dikkat çekti:
3 Ağustos 2014 kadın soykırımı geçmedi insanlığa karşı işlenen suçlar olarak devam etmektedir.
3 Ağustos 2014 tarihinde barbar Daiş çetelerinin Şengal'e yönelik gerçekleştirdiği saldırıların üzerinden 6 yıl geçti. DAİŞ’in saldırılarında 250 bin Şengal’den göç etmek zorunda bırakıldı, tespit edilebilen 2.745 çocuk ailesiz kaldı, kayıp çocuklar hala bulunamadı ve üzerine yenileri eklendi. 68 inanç yerleri bombalandı, 21. Yüz yılda 7 bine yakın kadın köle pazarlarında satıldı, on binlerce Êzidî katledildi.
DAİŞ gibi ırkçı, cinsiyetçi, dini istismar eden erkek aklının ürünü savaşların ve soykırım politikalarının kadın bedeni ve varlığı üzerinden tahakküm kurarak zafer elde etme çabası; Rojava ve Irak’ta Ermeni, Suryani, Arap, Alevi, Şii, Şebek, Türkmen, Asuri, Keldani ve Kürt kadınların adeta savaş ganimeti olarak görülmesi insanlığa karşı işlenen suçların başında gelmektedir.
Ezidi Kadınların ve çocukların barbar Daiş çeteleri tarafından sistematik bir şekilde tecavüze uğraması, köle pazarlarında satılması, her türlü işkence ve şiddete maruz kalması; erkek iktidarının sistemi olan militarizmin kadın ve çocuk bedeni üzerinden, egemen erkeklik zihniyetlerini kalıcılaştırmak istemesinin nedenidir.
Daiş’in elinden kurtarılan, savaşın ve zorunlu göçün bütün zorluklarını yaşayan Ezidi kadınları, göç ettikleri ülkelerde de anadil ve inançlarını yaşayamamaları ferman içinde ferman koşularına maruz bırakmakta, kamplarda zorlu koşullarda yaşamakta, yaşadıkları kamplardan çıkarılarak; psikolojik ve fiziki şiddetin her türlü boyutuyla yaşamaya zorlanmaktadır. Aynı zamanda kendi kültür ve toplumlarından uzakta olmalarından kaynaklı bir de kültürel soykırıma maruz bırakılmaktadırlar.
Zorla göç ettirilen ve alıkonulan kadınlara karşı gerçekleştirilen bu insanlık suçunun her yönüyle açığa çıkması ve sorumluların yargılanması gerekirken; saldırılara ve soykırım politikaların devam edilmesi dünyadaki tüm kadınlara uygulanan her türlü şiddet politikalarının devamı niteliğindedir.
Nijerya’da Boko Haram, okula gitmek istediği için toplu olarak kız çocuklarını yakarken, Myanmar’da Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırım ve tecavüz gerçekleşmekte, Avrupa’da Roman halklar adeta ölüme terk edilmekte, Bangladeş, Afganistan gibi ülkelerde radikal cihadist örgütler kadınlara yönelik sistematik suç işlemekte; Efrin’de ÖSO bünyesindeki Sultan Murat Tugayı isimli paramiliter çete örgütü, yerel haklardan genç kadınları kaçırmakta, tecavüz sonrasında da katletmektedir. Son olarak geçtiğimiz Haziran ayında Efrin’in Derwiş Köyünde kaçırılan 16 yaşındaki Melek Nebîh Xelîl’in kaçırıldıktan sonra işkence edilmiş bedeninin bulunması ve 70 kadının kaçırılması, geldiğimiz aşamada Suriye’de yaşanan insanlık suçlarının ağır bir şekilde devam ettiğini göstermektedir.
Daiş'e karşı mücadele eden yerel güçler tarafından yakalanan binlerce failin anlatımları, toplu kadın mezarları, otopsi raporları gibi belgeler, yaşanan bu soykırımın devletler arası güçlerin onay veya ihmali sonucunda gerçekleştiğini, faillerin Avrupa ve dünyanın birçok yerinden bu çete-örgüte katılan kişiler olduğunu, lojistik ve finans yönünün komşu devletlerden sağlandığını ortaya koymuştur.
Buna benzer Ruanda ve Yugoslavya gibi ülkelerde yaşanan soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçların cezalandırılması ve cezasız kalmaması için ortak bir mutabakat ile bu ülkelerde işlenen uluslararası suçların cezalandırılması için geçici (adhoc) nitelikte mahkemelerin kurulmasına karar verilmiş ve yargılamalar yapılmıştır. Özellikle Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan yargılamada soykırım tecavüzü ilk defa tanımlanmış ve sonrasında Uluslararası Roma Statüsü sözleşmesi ile soykırımın özel bir görünümü olan cinsel şiddet temelli suç, uluslararası bir suç olarak tanımlanmıştır.
Şengal saldırısında tüm insan hakları savunucuları sustu, katliam yaşandı. Bu katliam yüzyılın vahşeti ve trajedisidir.
Bu vahşeti durdurmak, suçluları, suçlulara cesaret veren, destekleyenlerin yargılanması için;
BM, 21. yüzyılda dünyanın gözleri önünde gerçekleşen Êzidî soykırımının tüm yönleriyle açığa çıkarılmasından sorumludur, sorumluluğunu derhal yerine getirmelidir. Şengal özerkliği uluslararası tanınmalı statüye kavuşmalıdır. BMGK tarafından bu soykırımın tüm sorumlularının yargılanması için UCM Başsavcılığına ivedilikle başvuru yapılması, uluslararası ceza mahkemesi nezdinde yargılamaların yapılması, çağrımızı yeniliyoruz. Bunların yanı sıra dünyanın farklı kıtalarından 73 kadın örgütü 2016 yılında 3 Ağustos gününün kadın soykırımına karşı uluslararası mücadele günü olarak ilan etti. Bu günün devletler nezdinde de kabul edilmesi bu tür katliamların bir daha yaşanmaması için aciliyet arz etmektedir.
Bizler (TJA) kadınlar olarak; 3 Ağustos'un ''Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ olarak kabul edilene kadar mücadelemizi alanlarda, uluslararası mecralarda sürdüreceğiz. Êzîdî kadınları toplumlarından izole edilmesin. Entegre adı altında kültürel soykırıma son verilsin. Tüm suçlular uluslararası bağımsız bir mahkeme önüne çıkarılsın, cezalandırılsın. Avrupa, Ezidi kadınlar ve Şengal Soykırımı ile ilgili izleri kaybettirme politikasından vazgeçsin. Dünya kadın örgütleri, hukuk örgütleri ve barolar sorumluluk alsın.
Sizleri de Ezidi kadınlarına yönelik gerçekleştirilen kadın kırımına karşı mücadelemizi ortaklaştırmaya, dayanışma ağını büyütmeye ve Ezidi kadınlarının seslerini tüm dünya kadınlarına duyurmak için 3 ağustos günü dünyadaki kadınları 1 dakikalık sessizlik eylemine davet etmek istiyoruz. Yapacağınız dayanışma etkinliklerinizi bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz.”
Haber tarihi: 03 / 08 / 2020
Haber Okunma: 844
Haber Yorumları: 0
| Iğdırlı, Neden Çevre İllerden Daha Pahalıya Uçuyor? | ![]() |
| Murat AKKUŞ | |
| Şiirlerimizin Tarihçesi-2 | ![]() |
| Akay AKTAŞ | |
| Dilin Dile Getirdiğİ | ![]() |
| Fatma Çetin KABADAYI | |
| Yılın Annesi Nejla Işık | ![]() |
| Ayhan ONGUN | |
| Halkçı Eğitim Düşüncesini Canlandırma Olanakları | ![]() |
| Zeki SARIHAN | |
| Siyasi Ahlak | ![]() |
| Yusuf YILDIRIM Em.İl.Trm.Mdr. | |
| Jana Bê Deng | ![]() |
| Mehmet AVCI | |
| Bize Ne Oluyor Böyle? | ![]() |
| Adem TANIŞMAN | |
| Newroz'u olmazsa da Double W'yi özgürleştiren haberimiz.. | ![]() |
| Fakir YILMAZ | |
| Halepçe de elma kokusu var | ![]() |
| Ziya Yıldırım GÜNTEKİN | |
| Deprem bölgesinde matrah artışı ve vergi artırımı geldi | ![]() |
| Abdulhadi AKMUGAN YMM.Bağımsız Denetçi |
|
| Topçu Bebel Garcia'nın Franko faşizmini mundar ettiği eylem | ![]() |
| Daşkacı Ewdo | |
| 10 Ekim 2015 Ankara Garı! Affetmeyeceğiz, Unutmayacağız! | ![]() |
| Hasan ÇATAK | |
| NARİN | ![]() |
| Av. Resul Barış Mızrak | |
Iğdır Belediyesi
Iğdır İl Emniyet Müdürlüğü
Iğdır İl Tarım Müdürlüğü
Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü
Iğdır İl Milli Eğitim
Iğdır İl Sağlık Müdürlüğü
Iğdır İl Özel İdare
Iğdır Gençlik ve Spor
Iğdır Havalimanı
Iğdır SGK
Iğdır TSO
Iğdır Barosu
Aralık Belediyesi
Karakoyunlu Belediyesi
Tuzluca Belediyesi
Halfeli Belediyesi
Sitemizdeki yazı, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım ve Programlama: Iğdır Doğuş Gazetesi